"Enter"a basıp içeriğe geçin

Aylar: Mart 2020

Çekilen Sıkıntıların Def Edilmesi İçin

İstiğfar günahlardan bizleri temizlediği gibi o günahlar sebebi ile çektiğimiz sıkıntıları def eder. Bir gurup insan Hasan-ı Basri Hz.’lerine gelirler.

-Yağmurlarımız yağmıyor derler. O da

“ İstiğfar edin” der.

-Mallarımız telef oluyor derler. Yine

“İstiğfar edin” der.

-Çocuklarımız yaşamıyor çok ölüyor derler yine

“İstiğfar edin” der.

-Bağlarımız bahçelerimiz kurudu, nehirleriz bile kurudu akmıyor derler. Yine

“İstiğfar edin” der. Onlarda

“Ya imam !Bütün şikayetlere istiğfar edin dediniz; başka bir tavsiyeniz olmaz mı ?” deyince Hasan-ı Basri Hz’leri onlara aşağıda manası bulunan Sure-i Nuh’un 10., 11. ve 12. ayetlerini okuyor.

“Dedim ki Rabbinize istiğfar edin. Çünkü o çok bağışlayıcıdır. (İstiğfar edin ki ) size semadan bol ve bereketli yağmurlar indirsin. Ve sizin için mal mülk ve evlatlarınızı çoğaltsın sizin için bağlar bahçeler ihsan etsin ve sizin için ırmaklar akıtsın.”

***

Hazreti Ömer (r.a) Hilafeti zamanında üç defa rahmet duasına çıkmış ve üçünde de istiğfar edip dönmüşlerdi kendisine

“Ya Emiral müminin! Rahmet duası yerine istiğfar ediyorsunuz. Sebebi nedir?” Halife de :

“Cenab-ı Hak af ederse rahmetini ihsan eder.” Buyurmuşlardır.

***

Efendimiz (s.a.v) in bir Hadis-i Şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır.

““Her kim istiğfara devam ederse, Allah-u Teala o kimseyi her darlıktan kurtarır, ferahlığa çıkarır ve ona beklemediği yerden rızık verir.” 1001 Hadis

***

سُبْحَانَ اللّٰهِ وَبِحَمْدِهِ سُبْحَانَ اللّٰهِ الْعَظِيمِ اَسْتَغْفِرُ اللّٰهَ الْعَظِيمَ
وَاَتُوبُ اِلَيْكَ

“Subhanallahi ve bi hamdihi, Subhanallahilazim, Estağfirullahe’l- azim ve etübü ileyk.”

İstiğfarına devam edenler için Efendimiz (s.a.v)

“Kim bu istiğfarı günde 100 defa okursa o kimseyi hayırda kimse geçemez. Ancak onu okuyan başka bir kişi geçebilir.” Mükâfatta eşi ve emsali olmayan fazileti sayılara sığmayan bu tesbih hakkında Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuşlardır.

“İki kelime var ki; lisana hafif, mizanda ağır Allah katında da sevimlidirler. Bunlar “Subhanallahi ve bi hamdihi, Subhanallahilazim” dir.


TEVBE VE İSTİĞFAR Tıklayınız…

EN BÜYÜK İSTİĞFAR: TESBİH NAMAZI VE BU NAMAZDA OKUNAN TESBÎHİN FAZÎLETİ Tıklayınız…

Yorum Bırak

:) Organizasyon Harikaydı.

Temel parmağını camla kesmiş. Telaşla hastanenin acil servisinden içeriye girmiş. İçeri girince iki kapı çıkmış karşısına. Birinde “hastalıklar”, diğerinde “yaralanmalar” yazıyormuş. Durumuna uyan “yaralanmalar” kapısından içeri girmiş. Önünde yine iki kapı belirmiş: birinde “kanamalı”, diğerinde “kanamasız” yazıyormuş. “Kanamalı” kapıdan girince iki kapı daha görmüş: “hayati önemde olan” ve “hayati önemde olmayan”. “Hayati önemde olmayan” yazılı kapıdan içeri girince kendini sokakta bulmuş.

Çaresiz eve dönmüş. Karısı sormuş:

  • Temel, sana iyi baktılar mı?

  • Vallahi hiç bakmadılar ama organizasyon bir harikaydı.
    Evde kal Türkiye

Yorum Bırak

Cuma Günü Kehf Suresi Okumanın Fazileti

Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: “Her kim Cuma gününde Kehf Sûresi’ni okursa, o iki Cuma arasını o kimse için nûr gibi parlatır.” Hâkim, el-Müstedrek, 2/368; Beyhakî, es-Sünen, 3/249; Süyûtî, ed-Dürru’l-Mensûr, 9/476.

Yorum Bırak

Yüzünüz Ak, Dualarınız Kabul Olsun İster misiniz?

SALÂT: Allah’tan rahmet, meleklerden istiğfâr, mü’minlerden duâ mânasına gelir.
Çok salavât-ı şerife okumak, okuyanın Peygamberi ile ünsiyet etmesine sebeptir. Kişinin Ümmeti Muhammetten olduğuna delâlet eder ve Efendimize (s.a.v.) yaklaşmaya vesîledir. O kimsede Peygamber sevgisi olduğunu gösterir. “Kişi sevdiğini çok anar.” Hadis-i şerifi buna delildir.
Efendimiz (s.a.v.) bir Hadis-i şeriflerinde şöyle buyuruyorlar.

“Ey İman edenler! Kıyametin korku ve dehşetinden kurtulanlar bana çok çok salât-u selâm getirenlerdir. Zîra Allah’u Teâlanın rahmeti ve meleklerin salât-u selâm getirmesi bana kâfîdir. Ancak Allah’u Teâla sevap vermek için mü’minlere salât-u selâmı emretmiştir” Deylemi

Bu âyeti kerimede Efendimiz (s.a.v.)e salât-u selâm okumak emir olarak gelmiştir. İsmâil Hakkı Bursevî Hazretlerinin tefsir ve izâhına göre “ İnsanlar yemek içmek vb.dünyevî meşguliyetlere çok daldığından bundan oluşan kesâfeti İzâle etmek, kalplerini temizlemek için Efendimiz (s.a.v.) e salât-u selâm emredilmiştir.

Nitekim Sıddık-ı Ekber (r.a.) Hz.leri de :

“Rasülullah (s.a.v.)üzerine salavât-ı şerife getirmek, soğuk suyun ateşi söndürdüğü gibi günahlari yok eder.”(Ruhulbeyan C.7.Sh.224) buyurmuştur.

Sehl bin Abdullah Tüsterî (k.s.) bu âyet-i kerimede ki mühim bir noktaya dikkat çekerek şöyle buyurmuştur.
“Peygamberimiz Hz. Muhammet (s.a.v.) üzerine salavât-ı şerife getirmek ibâdetlerin efdalidir. Çünkü Cenâbı Hak Âyeti Celîle’de önce kendisinin sonra meleklerin salavât getirdiklerini zikretmiş ve mü’minlere de salavât getirmelerin emretmiştir. Diğer ibâdetler böyle değil… Cenâbı Hak kullarına emrettiği diğer ibadetlerin kendi Zât-ı İlâhî’si tarafından işlendiğini bildirmemiştir.” Ruhulbeyan C 7 Sh 224

Süfyan-ı Sevrî (r.a) anlatıyor:
“ Beyt-i Şerif’i (Kâbe’yi) tavaf ederken birini gördüm ; devamlı salât-u selâm okuyordu.
– Neden tesbih ve tehlîl ile meşgul olmuyorsun da devamlı salavât okuyorsun .Bir bildiğin mi var ? dedim. Bana:
– Alllah sana âfiyet versin. Sen kimsin? dedi. Kendimi bildirdim.
– Sen bu zamanın ulâmasından olmasaydın, sana bu sırrı söylemezdim, dedi ve ilâve etti:
– Babamla beraber Hac yolculuğuna çıkmıştık. Babam bir konakta hastalanıp öldü. Yüzü siyah bir hal aldı , gözleri dışarı fırladı, karnı şişti… Ben ağlayarak “Biz Allah içiniz ve hepimiz O’na döneceğiz” (S.Bakara 158) meâlindeki âyeti kerimeyi okudum ve “Babam gurbette şu acâip halde öldü.” dedim ve yüzüne bir perde çektim. O sırada üzerime bir ağırlık geldi ,uyumuşum. Rüyada güzellikte benzeri bulunmayan bir zat gördüm. Ondan güzel bir yüz, o kadar temiz bir elbise ve ondaki güzel kokudan daha güzel bir koku bilmem. O zât beni babamdan uzaklaştırdı, babamın yüzünden örtüyü kaldırdı ve yüzünü eliyle sığadı.Babamın yüzü bembeyaz oldu. Sonra karnını meshetti, karnı eski haline geldi. Sonra dönüp gitmek istedi. Önüne geçtim ve:

Efendim siz kimsiniz? Bu gurbet diyârında ölen babama rahmet olarak sizi gönderen kimdir? dedim. Buyurdu ki:
– Beni tanımadın mı? Ben, Muhammed Rasülullah’ım. Senin babanın çok günahı vardı. Lâkin benim üzerime çok salavât getirirdi. Getirmiş olduğu salavâtlar bana gelip, kendisine yardım etmemi istediler. Ben dünyada benim üzerime çok salavâat getirenlerin yardımcısıyım…” buyurdu. Uyandığımda gördüm ki, babamın yüzü ağarmış, karnının şişi inmiş ve babam eski haline dönmüştü. İşte ondan beri salavât-ı şerifeyi çok okurum,dedi” R.Beyan C 7 Sh.225


Okuduğumuz salavât-ı şerifeler duâ ve ibâdetlerin kabulüne sebeptir. Efendimiz (s.a.v.) buyuruyorlar ki :
“Bütün duâlar bana salavât getirinceye kadar muallakta kalır.” Beyhâkî

Yine Rasülüllah Efendimi (s.a.v) Buyurdular:

“ Hiçbir duâ yoktur ki Allah’ü Teâla ile arasında perde olmasın. Muhammed (a.s.)ve âli Muhammed üzerine salavât getirilirse perdeler kalkar ve duâ icâbet makamına ulaşır. Salavât getirilmezse o duâ geri döner.” Ruhulbeyan C.7 Sh.230

Burada anlamamız gereken bir incelik vardır. Bizlerin günahkâr ağızlarımızla yaptığımız dua ve ibâdetlerimiz Cenâbı Hakkın huzuruna arz edilmeye lâyık değildir. Ancak Allah’ımızın sevgilisi olan Efendimiz (s.a.v.) in adıyla ,onun eliyle gittiği zaman onun hürmetine Cenâbı Hakkın muhabbeti ve rahmeti zuhur eder ve kabule şâyan olur. Dikkat edilirse, namazın sonunda tehıyyâtta “Esselâmü alyke eyyühennebiyyü” diyerek Efendimiz (s.a.v.)’e selâm veriyoruz. Tahiyyâttan sonra tekrar “salli barik” okuyoruz. Namazların farzı veya son sünneti tamamlanınca müezzin “Alâ Rasûlünâ salavât” diyerek bizleri savalavât-ı şerifeye teşvik ediyor. Cuma hutbelerinin başında sonunda ve daha pek çok ibâdetlerimizde salavât-ı şerife okumaktayız.

Şa’bânı şerif Efendimiz (s.a.v)’in ayı olduğu için bu ayda salavâtı şerife çok okunmalı; ancak bu, senenin diğer zamanlarında da devam etmelidir.
Hususiyetle Cuma günleri Efendimiz (s.a.v.)’e mahsus bir gün olduğu için o günde salavâtı şerife okumanın fazileti hakkında ki bir çok Hadisi şerifeden bir tanesini alarak bu mevzuu noktalıyoruz.
Efendimiz (s.a.v.) buyuruyorlar ki :
“Günlerinizin en fâziletlisi Cuma günüdür. O gün (Hz.) Âdem yaratıldı. Kıyâmet o günde kopar. Cuma günü bana fazla salavât getiriniz. Zîra salavâtlarınız bana arz olunur.”(Ve kıyâmetin dehşetinden,kurtuluşa sebeb olur.) Büyük Salavâtı-ı Şerifeler ve Kerâmetleri  Sh. 20.

Bizde son olarak Salavât-ı Şerifin en küçüğünü okuyalım.

اللّٰهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ

Allahümme Salli ale Muhammedin ve ale eli Muhammed.


SALEVÂT-I ŞERÎFE MÎZÂNI AĞIRLAŞTIRIR.

Salevât-ı Şerife Okumanın Fazileti

SALAVAT-I ŞERİFE GETİRMENİN FAYDALARI

SALEVÂT-I ŞERÎFE’NİN FAZÎLETİ

SALEVÂT-I ŞERÎFE MÎZÂNI AĞIRLAŞTIRIR

Ashâb-ı Kirâmın Gıpta Ettiği Genç

“Bizim Selim’e söyle”

Salavatı Şerife Okumanın Fazileti Hakkında Hikaye

RESÛLULLÂH’A ‘(S.A.V.) SALEVÂT OKUMANIN FAZİLETİ

ÂLEMDE EN BÜYÜK VE EN ŞEREFLİ DOĞUM

 

 

Yorum Bırak

Şâbân-ı Şerîf(1 Şâbân 1441- 25 Mart 2020 Çarşamba)

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular: “Bu (Şâban ayı) Receb ile Ramazan ayları arasında insanların kendisinden gaflet ettikleri bir aydır. Bu, amellerin âlemlerin Rabb’ine arz edildiği bir aydır. Ben amellerimin oruçlu iken arz edilmesini isterim.” (Müsned-i Ahmed)

Şâbân-ı şerîf ayı, Resûlullah (sallallâhü aleyhi ve sellem) Efendimizin ayıdır. Bu îtibarla bu ayda salevât-ı şerîfeye devam etmek lâzımdır. Yine mümkün oldukça istiğfar ve İhlâs-ı şerîf okumalı, teheccüd ve tesbîh namazları kılmalı ve hatm-i enbiyâ yapmalıdır.

Şâbân-ı şerîf ayı şerefli, ulvî, berâta erdirici, ilâhî ihsâna kavuşturucu, müminlere rahmet, kâfirlere gazap olan ve ilâhî nûra nâil eden bir aydır.

Bu ayın birinci gecesinde, yani bu akşam, her rekâtte bir Fâtiha, üç Âyetü’l-Kürsî ile bir tesbih namazı kılınır.

ŞÂBAN AYININ FAZÎLETİ: Resûlullah Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem), Hazret-i Âişe (radıyallâhü anhâ) vâlidemize: “(Nafile oruçlardan) bana en sevimli olan oruç, Şâban ayındakidir. Yâ Âişe! O öyle bir aydır ki sene içinde vefât edeceklerin isimleri bu ayda ölüm meleğine verilir. Ben de ismimin, oruçlu iken yazılıp verilmesini isterim.” buyurdular.

Ümmü Seleme (r. anhâ) vâlidemiz, “Resûlullah (s.a.v.), Ramazan ayından sonra hiçbir ayda Şâban ayındaki kadar oruç tutmamıştır.” buyurmuşlardır.

Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:

“Receb Allâhü Teâlâ’nın ayı, Şâban benim ayım, Ramazan ümmetimin ayıdır. Şâban günahlara keffâret (bağışlanmasına sebep) olan aydır, Ramazan ise günahları temizleyen aydır.”

Şâban ayı, hayır kapılarının açılacağı, bereketin indirileceği, hatâların terk edileceği, günahların bağışlanacağı ve yaratılmışların en hayırlısı olan Resûlullâh’a (s.a.v.) çokça salevâtın getirileceği bir aydır.

Müminlerin bu ayda gafletten uyanmaları, geçmişte işledikleri günahlardan dolayı tevbe edip temizlenerek Ramazân-ı şerîf ayına hazırlanmaları gerekir.

Bu ayda Allâhü Teâlâ’ya yalvarıp yakarmalı, Peygamber Efendimizi (s.a.v.) vesîle kılarak Allâh’ın rahmetine yaklaşmaya çalışmalıdır. Bunları sonra yaparım diyerek tehir etmemelidir. Zîrâ dünya üç günden ibârettir:

Biri dündür, geçmiştir; ibret alınacak gündür.

Diğeri bugündür, amel etme günüdür; ganîmet bilip değerlendirmelidir.

Diğeri de yarındır ki bu bir ümittir. Yarına çıkıp çıkamayacağını bilemezsin.

Aylar da böyledir. Receb-i şerîf ayı geçmiştir, tekrar dönmez. Ramazân-ı şerîf ayı gelecektir, fakat ona kavuşup kavuşamayacağını bilemezsin. Şâbân-ı şerîf ayı ise iki ay arasında bir vâsıtadır. Bu ayda ibâdetle meşgul olmayı ganîmet bilmek îcâb eder.

 

Yorum Bırak

Mİ‘RÂC GECESİ’NDE VE GÜNDÜZÜNDE YAPILACAK İBÂDET

Receb-i Şerîf’in 27’nci gecesi  Mi‘râc Gecesi’dir. Yatsı namazından sonra 12 rek’at Hâcet namazı kılınır. Beher rek’atte Fâtiha’dan sonra 10 İhlâs-ı Şerîf okunur. Namaza niyet şöyledir: “Yâ Rabbi, rızâ-yi şerîfin için niyet eyledim namaza. Bu gece yedi kat gökleri ve bütün esrârını göstererek muhabbetin ile müşerref kıldığın sevgili Habîbin Resûl-i Zîşân Efendimiz hürmetine ben âciz kulunu aff-ı ilâhîne, feyz-i ilâhîne ve rızâ-yı ilâhîne mazhar eyle.” Allâhü Ekber

Namazdan sonra:

4 Fâtiha-i Şerîfe,

100 defa, “Sübhânallâhi ve’l-hamdü lillâhi velâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber, Velâ havle velâ kuvvete illâ billâhi’l-aliyyi’l-azîm”,

100 İstiğfâr-ı şerîf,

100 Salevât-ı şerîfe okunup duâ edilir.

Bu namaz her rek’atte yüz ihlas okuyarak on rek’at kılınır veya on ihlas okuyarak 100 rek’at kılınırsa; -bunu yerine getiren mü’min bu namazın feyz ve bereketiyle- huzûr-i ilâhiye namaz borçlusu olarak çıkmaz.

Hadîs-i şerîfte, Mi’râc (Receb-i Şerîf’in 27.) gecesinin gününde oruç tutana altmış ay oruç sevâbı yazılacağı va’dedilmiştir. O gün öğle ile ikindi arasında 4 rek’at namaz kılınır. Her rek’atte Fâtiha’dan sonra 5 Âyetü’l-Kürsî, 5 Kul yâ eyyühe’l-kâfirûn, 5 İhlâs-ı Şerîf, 5 Kul eûzü birabbi’l-felak, 5 Kul eûzü birabbi’n-nâs sûreleri okunur. (Duâ ve İbâdetler, Fazilet Neşriyat)

Miraç bize ne söyler? tıklayınız…

Yorum Bırak

Mirac Kandili(21 Mart 2020 Cumartesi Akşamı)

 

Mi’rac, Resulullah (s.a.v.) Efendimiz’in hem rûhen hem bedenen,

Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksâ’ya, oradan da yedi kat göklere,

Hz. Allah’ın dilediği makamlara kadar olan seyahatine ve bu seyahat esnasında nail olduğu mucizelerin tamamına verilen isimdir.

Allâh-ü Teâlâ, lütuf ve ihsanıyla şereflendireceği kullarını çeşitli imtihanlardan geçirmiştir. En büyük derecelere nail olan peygamberler de herkesten daha çok sıkıntı-ıstırap ve meşakkatlerle karşılaşmış ve sonunda büyük kurtuluşlar yaşamışlardır.

Resulullah (sas)efendimiz de ; İslam’ı tebliğe başladıktan sonra, Mekke-i Mükerreme’ de en büyük sıkıntılara sabrettiler.

Bilhassa peygamberliğin 10. senesi; 3 yıldır devam eden ablukadan kurtulduklarına sevinecek iken, önce kavmi içerisinde kendisini daima koruyan,kavminin büyüğü, amcası Ebû Tâlib;kısa bir süre  sonra da en büyük tesellisi  Hz. Hatîce annemiz vefat etmişti.

Böyle sıkıntılı bir dönem’de yeni bir inkişaf ümidi ile, İslam’ı tebliğ için gittiği Taif’te ise pek çok fenalıklara maruz kalmış, taşlanmış; artık üzüntüler had safhaya çıkmış, onun için İslam tarihinde bu seneye “i” denmişti.

İşte Mirac, böyle bir dönemde sıkıntıların büyük ferahlıklara çevrileceğinin müjdesi olarak Resulullah (sas)efendimizin Huzur-u İlâhîde muazzam ikram ve iltifatlara nail olmasıdır.

(Diğer taraftan Mirac; Cenabı Hakkın Sevgili Habibini gök ehline, oradaki meleklere tanıtması, Onların da Rasulullah (sas)Efendimizin Risaletini tasdik etmesidir. Bunlar gibi daha bilemediğimiz nice hikmetleri mevcuttur. )

İsra suresinin ilk ayeti kerimesinde Mevla’mız şöyle buyuruyor:

”Noksan sıfatlardan münezzeh olan Hz.ALLAH, en sevgili kulunu bir gecede Mescid-i Haramdan, etrafını bereketlendirdiğimiz Mescidi Aksaya götürdü.

Biz Habibimize bu seyahati, mucizelerimizden bazılarını göstermek için yaptırdık.  Şüphesiz ki O hakkıyla işiten, kemaliyle görendir.”

(Bu ayeti kerime ile anlatılan hususlar ve Mi’rac’ın diğer safhaları;

başta müminin miracı beş vakit namaz olmak üzere Mirac hediyeleri, kitaplarda teferruatı ile anlatılır.

Biz, Müminler olarak Mi’rac mucizesine Ayeti kerime ve hadis-i şeriflerde bildirildiği şekliyle inanıp îman ederiz.)

Efendimiz(sas)in ve bütün ümmetinin sayısız müjdelere kavuştuğu bu kutlu gece; aynı zamanda melekler âlemi için de Allah Resulü ile şereflendikleri müstesna bir gecedir.

Bu sebeple her sene miraç kandili, Melekler âleminde büyük manevi merasimlerle yeniden yaşatılıp ihya edilir.

Bizler de Ümmet-i Muhammed olarak gücümüzün yettiği nisbette programlarımızı bu geceyi ihyâ edecek şekilde düzenlemeliyiz.

Farz ibadetleri cemaatle eda edip(bu sene cemeatle kılamayacağımız için mahzunuz), çokça tevbe istiğfar etmeli, mümkün olduğu kadar nafile ibadetlere de ağırlık vermeli, en büyük istiğfar olan tesbih namazını kılmalı, İslam büyüklerinin bu gecede yapılmasını tavsiye ettikleri bazı hususi ibadetleri de ihmal etmemeliyiz.

(Bu gece yatsı namazından sonra Her rek’atta Fâtihadan sonra 10 ihlâs-ı şerif okunarak 12 rekat hâcet namazı kılınır.)

(Ertesi gün öğle ile ikindi arasında dört rekatlık Teşekkür namazı kılınır.

Her rekatta: Fâtihadan sonra 5 Âyetel kürsi, 5 Kâfirun, 5 İhlâs-ı şerif, 5 Felak,5 Nas sureleri okunur. Sonra dua yapılır.)

(Ayrıca  Mi’rac gecesinden sonraki gün oruç tutmak 60 aylık nafile oruca denk olduğu müjdelenmiştir.)

Bütün dünya, bir virüs sebebi ile sıkıntılı günler geçiriyor. Yarının ne olacağını kimse bilmiyor. Ama biz biliyoruz ki; her şeye hükmeden, her şeye kadir olan Yüce Mevla’mız Mümin kullarının kalpten yaptıkları dua ve niyazları karşılıksız bırakmaz. “Dua müminin silahıdır. Dua gelmiş ve gelecek belalar için de faydalıdır.”Mirac ise; sıkıntıların ferahlığa tebdil edildiği, bizlere İlahi İkramların verildiği bir gecedir. Böyle bir gecede, her türlü müşkilatımızın halli için, gidilecek son merci olan Cenab-ı Hakkın kapısında göz yaşları dökmeli, kulluk vecibelerimizi yeniden gözden geçirmeli, Bu gece yedi kat gökleri ve bütün esrarını göstererek muhabbeti ile şereflendirdiği Sevgili Habibi hürmetine dünya ve ahiret saadetini  kazanmaya çalışmalıyız.

Yorum Bırak

ONUN SÂHİBİNDEN BİLE İSTEMEDİM


Tâbiînden Süfyan bin Uyeyne (r.a.) anlatıyor: Bir gün Emevî Halîfelerinden Hişam bin Abdülmelik, Ka’be-i Muazzama’ya girmişti. İçeride Hazret-i Ömer’in torunu Sâlim bin Abdullah (r.a.) ile karşılaştı. Ona: “Ey Sâlim, benden bir şey iste.” dedi. Sâlim (r.a.) “Allâhü Teâlâ’nın beytinde Allâhü Teâlâ’dan başkasından bir şey istemekten hayâ ederim.” diye cevap verdi.

Sâlim (r.a.) çıkınca Hişam da arkasından çıktı ve “Beytullah’tan çıktın, şimdi benden bir şey iste.” dedi. Sâlim (r.a.) “İsteyeceğim şey dünyaya mı, âhirete mi ait olacak?” dedi. Hişâm: “Dünyaya ait olsun.” dedi.

Bunun üzerine Sâlim (r.a.): “Vallâhi dünyalık bir ihtiyâcımı onun sâhibinden bile istemedim, ona sâhip olmayan kimseden nasıl isteyebilirim.” diye cevap verdi.

Kulundan değil Rabbimizden istemek.(Maksudun Cenab-ı Kibriya Olsun.)

Padişah Niçin Cennetlik, Âbid Niçin Cehennemlik Olur?

Torpil İhanettir

 

Yorum Bırak

Cennet Kadınlarının Efendisi

İmran İbni Husayn (r.a.) bir defasında Rasûl-i Ekrem (s.a.v.) efendimizle birlikte Hz. Fatıma (r.anha)’yı ziyarete gitti. Efendimizin kızına tavsiyelerini dinledi. Yapılan nasihatları kendine yapılıyormuş gibi kabul etti. Bu duygu onu yüceltti. İlim ve ahlâkta örnek oldu. Ziyaretlerini kendisi şöyle anlatıyor:

Birgün Fahr-i Kâinat (s.a.v.) efendimiz bana:

“Ya İmran! Sen de bilirsin ki, biz seni çok severiz. Kızım Fâtıma rahatsızmış. Gelmek istersen beraber ziyaretine gidelim.” buyurdu. Ben de:

“Anam-babam sana fedâ olsun Ya Rasûlâllah!.. Canım kurban sana…” dedim.

Beraberce Hz. Fâtıma’nın evine geldik. Efendimiz kapıyı çaldı ve selâm verdi. Fatıma (r.anha) kapıyı açtı, selâmını aldı ve içeri buyur etti. Efendimiz

“Kızım, yanımda İmran İbni Husayn var” dedi. Hz. Fâtıma (r.anhâ) başının örtüsünü düzeltip içeri girmemize izin verdi. Ben Efendimizin arkasında oturdum. Resûl-i Ekrem (s.a.v.):

“Kızım nasılsın?” diye hatırını sordu. O da:

“Babacığım bu gece çok rahatsızdım, sabaha kadar uyuyamadım. Açlıktan da çok bitkinim.” dedi. Efendimiz’in gözleri yaşardı. Ona kendi durumundan bahsederek şöyle nasihat etti:

“Kızım! Sakın halinden şikâyet etme! Allah’a yemin ederim ki, üç gündür benim de mideme bir lokma ekmek girmedi. Rabbimden istesem beni doyuncaya kadar yedirir. Fakat geçici rızıkları, ebedî rızka fedâ ettim.” buyurdu. Sonra Hz. Fâtıma’nın omuzlarını tuttu ve:

“Müjdeler olsun ey Fâtıma! Sen Cennet kadınlarının efendisisin.” diyerek kızını teselli etti ve ona ebedî hayatı kazanmayı hedef gösterdi.

KABİR HASEB VE NESEB YERİ DEĞİLDİR. TIKLAYINIZ…

[the_ad id=”118″]


Yorum Bırak

İHLÂS SÛRESİNİN FAZÎLETİ

Cebrâîl Aleyhisselâm, İhlâs-ı şerîf sûre-i celîlesini getirince buyurdu ki: “Yâ Muhammed! Biz bundan evvel ümmetin üzere korkuyorduk. Şimdi ise bu sûre-i celîlenin nüzûlü ile ümmetinden hiçbir ferdin helâk olmasından korkmayız. Ümmetinden her kim sevâbına inanarak bu sûreyi okursa muhakkak cennete girer.”

Enes bin Mâlik (r.a.) Hazretleri anlattı: Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ile oturuyorduk. Bir zât gelip: “Yâ Resûlallâh, bir kardeşim var, Kul hüvallâhü ehad sûresini okumayı pek seviyor.” dedi. Peygamberimiz (s.a.v.): “Öyleyse kardeşini cennetle müjdele.” buyurdular.

Ebu’l-Hüseyin Muhâcir (r. a.) anlattı: Mescidde Ashâb-ı Kirâm’dan bir zâtın yanında oturuyorduk. Bize şöyle anlattı: “Karanlık ve soğuk bir gecede bir gazâda Resûlullah (s.a.v.) Efendimizle gidiyorduk. Aramızdan birisi ‘Kul yâ eyyühe’l-kâfirûn’ sûresini sonuna kadar okudu. Resûlullah (s.a.v.) Efendimiz onu işitti ve ‘Şu zât, muhakkak şirkten berî olmuştur’ buyurdular. Bir müddet daha yol aldık. Benim bineğim Resûl-i Ekrem’in bineğine yakın idi. Bu sırada başka bir zâtın ‘Kul hüvallâhü ehad’ sûresini okuduğunu işittik. Sûreyi bitirince, Resûl-i Ekrem Efendimiz (s.a.v.): ‘Şu zâtın bütün günahları bağışlanmıştır’ buyurdular. O okuyanı öğrenmek ve Peygamberimizin bu sözüyle müjdelemek için bineğimi çevirdim, ama kimin okuduğunu öğrenemedim.”

Diğer hadîs-i şerîflerde şöyle buyurulmuştur:

“Her kim, kendisi için cennette bir ev binâ olunmasını isterse, Kul hüvallâhü ehad (İhlâs) sûresini okusun.”

“Her kim, Kul hüvallâhü ehad sûresini on defa okursa onun için cennette bir köşk bina olunur. Her kim yirmi defa okursa, cennette onun için iki köşk binâ olunur. Her kim otuz defa okursa cennette ona üç köşk bina olunur.” Hazret-i Ömer (r.a.): “Yâ Resûlallâh, vallâhi öyleyse biz onu çok okuyup köşklerimizi çoğaltırız.” dedi. Resûlullah Efendimiz (s.a.v.): “Öyleyse Allâhü Teâlâ, daha çok verir.” buyurdular.

“Her kim, günde elli defa ihlâs-ı şerîfi okursa, kıyâmet gününde kabrinden kalkarken şöyle nidâ olunur: Ey Allâh’ı medheden kimse, cennete gir.
[the_ad id=”233″]

Yorum Bırak
%d blogcu bunu beğendi: