"Enter"a basıp içeriğe geçin

Ay: Nisan 2020

Müslümanın Günahları Nasıl Dökülür?

Kategori: Tevbe ve İstiğfar için tıklayınız…

Yorum Bırak

Cuma Mesajları 3

Diğer Cuma Mesajları için tıklayınız… 

Yorum Bırak

NASIL TEVBE ETMELİ?

“Resûlullah (s.a.v.), Ashâbından bir toplulukla beraberlerken onlara ‘Hakîkî tevbe eden kimdir, bilir misiniz?’ diye sual buyurdular. Onlar “Allah ve Resûlü daha iyi bilir.” dediler.

Buyurdular ki: “Kul, tevbe ettiği zaman hasımlarını da râzı etmiyorsa tevbe etmiş değildir. Kim tevbe eder de elbisesini değiştirmezse tevbe etmiş değildir. Kim tevbe eder de bulunduğu meclisi değiştirmezse tevbe etmiş değildir. Kim tevbe eder de nafakasını ve zînetini değiştirmezse tevbe etmiş değildir. Kim tevbe eder de yatağını ve yastığını genişletmezse tevbe etmiş değildir. Kim tevbe eder de ahlâkını güzelleştirmezse tevbe etmiş değildir. Kim tevbe eder de kalbini ve elini genişletmezse tevbe etmiş değildir.” Sonra da buyurdular ki: “Kişi bu hasletlerden tevbe ettiğinde işte o zaman hakîkaten tevbe etmiş demektir.” Bu hadîs-i şerîf şöyle şerh edilmiştir:

Hasmı râzı etmek demek; onlardan gasp ettiği malı, onlara yaptığı hıyâneti, hileyi, gıybeti veya onların mallarına verdiği zararı iâde ederek, kullandığı kötü ve çirkin sözleri geri alarak onlardan helâllik talep etmek demektir.

Elbiseyi değiştirmek demek; üzerinde bulunan elbise haram kazançtan ise helâliyle, kibir ve gösteriş için giyilmiş bir elbise ise orta halli bir elbise ile değiştirmektir.

Bulunduğu meclisi değiştirmek demek; oyun ve eğlence yerlerini, câhillerin, yalan ve mâlâyanî konuşanların meclisini terk edip âlimlerin, zikir ile meşgul olanların ve sâlih kimselerin meclislerine dâhil olmak, onlarla birlikte hizmet etmekle onların kalplerine girmek demektir.

Nafakasını değiştirmek demek; haramı terk edip helâl olanı kazanmak demektir.

Zînetini değiştirmek demek; evi gereğinden fazla eşya ile donatmayı, ihtiyacından fazla elbise almayı, bir sofrada ihtiyaçtan fazla yiyecek ve içecek bulundurmayı terk etmektir.

Yatağını ve yastığını değiştirmek demek; tembellik, gaflet ve günah işlemek yerine geceleri ibâdet için kalkmak demektir.

Ahlâkını genişletmek demek; şiddetten yumuşak huylu olmaya, darlık göstermekten genişliğe, hırçınlıktan müsâmahalı olmaya dönmek demektir.

Kalbini genişletmek demek; Cenâb-ı Hakk’ın, her hâlükârda rızkını göndereceğine güvenip infakta bulunmak demektir.

Elini genişletmek demek; cömert olmak ve kendi muhtaç olsa bile vermeyi bilmek demektir. (et-Tezkira li’l-Kurtubî)

 

Yorum Bırak

MÜSLÜMAN NASIL OLMALI?

Müslüman; İslâm îtikâdını, inancını kat’î olarak kabul eden kimse:

Cenâb-ı Hakk’ı tam manâsıyla bilip, kendisinin acziyet ve kulluğunun farkına vararak, her işinde Hazret-i Allâh’a tevekkül ve îtimad eder. Korku ve ümit arasında Cenâb-ı Hakk’a bağlanır, evham ve bâtıl hayallere dalmaz. Bütün söz ve fiillerini, Cenâb-ı Hakk’ın işitip gördüğünün ve bildiğinin farkında olarak edepli bir şekilde yapar. Bütün yaratılmışlara karşı şefkat ve hakkâniyet üzere hareket eder.

Bütün insanların, her şeyi yaratan Hazret-i Allâh’ın kulu olduğunu bilir, kimseye yan bakmaz ve can yakmaz.

Hazret-i Allâh’ın vahdâniyetini tasdik eder. İbâdet ve kulluğa yalnızca Cenâb-ı Hakk’ın layık olduğunu bilir; her türlü yardımı, hidâyet ve mağfireti ondan bekler.

Peygamberlerin sonuncusu olan Hazret-i Muhammed Mustafa (sallallâhü aleyhi ve sellem)’e îman etmiş olduğundan bütün peygamberleri istisnasız olarak kabul eder, hiç birini diğerinden ayırmaz.

Kadere îman etmiş olduğundan, başına bir musîbet ve keder geldiği zaman rızâ gösterir ve ‘takdîr-i ilâhîdir’ diyerek üzüntüsünü büyütmez ve uzatmaz.

Âhirete îman etmiş olduğundan dünyada başına gelen musîbetler ne kadar artsa da ümitsizliğe düşmez, isyan etmeyi asla düşünmez. Âhiretteki ecrini düşünerek sıkıntılara karşı sabırlı olur.

Cenâb-ı Hakk’ı çokça zikrettiği için kalbi, Hz. Allâh’ın zikri ile nurlanıp sanatı, ticareti ve hiçbir dünyalık işi onu, Allâhü Teâlâ’yı zikirden alıkoymaz. Allâhü Teâlâ’nın sevgisi ile dolu olan kalbinde dünya sevgisi yer edemeyeceği için kendisini âhiret yolcusu olarak görür ve ecel kendisine ağır gelmez.

Peygamber Efendimizin (s.a.v.) sünnetine tâbi olur ve mübârek ashâbının hayatlarını öğrenerek onların hikmet, iffet, şecâat ve cömertlik gibi güzel ahlâkları ile ahlâklanır. Bu fâni âlemin geçici lezzetlerine iltifat etmeyerek dünyayı âhiretin tarlası olarak bilir ve gücü yettiği miktarda hayırlı fiil işleyerek arkasında güzel ameller bırakmaya çalışır.

Korku ve üzüntü üzere olmayıp rahat ve gönlü huzurla dolu olarak yaşar. Hevâsının (nefsinin gayr-i meşru arzularının) peşinde koşmayıp sadâkat ve vefâ ehli olur. (Nimet-i İslam)

/ FAZİLET TAKVİMİ 14 Nisan 2020, Salı

Yorum Bırak

‘Elhamdülillah, ALLAH şifa verdi’

Suara 80

Bir Müslüman her hâli ile imrenilecek örnek bir insan olmalıdır. Çünkü onun hayatı müslümanca bir imanı, müslümanca ibadet yapmayı,  müslümanca söz ve fiil ile amel işlemeyi ve aynı zamanda güzel ahlaklı olmayı gerektirir. Müslümanca bir hayat sürmekle insan Hakk Teâlâ nezdinde değer kazanır.

Rabbimiz şöyle buyurur: “Allah’a davet eden, sâlih amel işleyen ve ‘Ben gerçekten Müslümanlardanım’ diyen kimseden daha güzel sözlü kim olabilir?”[Fussilet Suresi 33] Bu ayet, sözün özle bir olması gerektiği ve Müslüman’ın hayatının en güzel, en sâlih amelleri işlemekten ibaret olduğuna vurgu yapar.

Ayette de görüldüğü gibi, Allah’a davet etmenin temelinde sâlih amel işlemek, yani Müslümanca bir hayat sürdürmek vardır. Sonra da bu daveti yaparken, bu sâlih amelleri Müslüman olduğumuz için yapmak durumunda olduğumuzu herkese göstermemiz gerekmektedir.

Bugün sıkça karşılaştığımız bazı Müslümanların farkında olarak veya olmayarak İslam ile bağdaşmayan ibadet, söz, hareket ve davranışlarıdır.  Örnek olarak bugünlerde daha çok dile getirilen,  TV’lerden izleyerek duyduğumuz ve müslümanlara “Allah” isminin unutturularak, Allah’a teslimiyeti ifade eden güzel bir söz yerine “hastalığı, virüsü, kanseri vs. yendi” sözlerini gösterebiliriz. Bu sözlerde kibir ve nefis kokmaktadır. Nefis hiç bir zaman için Hakk’a yaklaştıracak amel işlemeyi yönlendirmez. Bu sözler yerine “Elhamdülillah Allah şifa verdi.” denilmelidir. Müslümana yakışan budur. Çünkü şifanın ŞÂFİ ismiyle Allah c.c.’den geldiği asla unutulmamalıdır. Allah c.c. şifa verdi deyince de kimsenin dili kopmaz.

“Kişi sevdiğini çok anar.” Hadis-i Şerifi ile “Allah” sözcüğünün çekilmesi artık mümince düşünmediğimiz anlamına gelir ki buda müslüman için çok tehlikelidir.

Rabbim fiziksel ve ruhsal bütün hastalıklarımıza ŞÂFİ ismiyle şifalar nasip eylesin.

Allah’a emanet olun.

***

ALLAH (c.c.) Demeyi Unutur Olduk! Tıklayınız.

.

Yorum Bırak

İnsanların En Âbidi Olmak İster misiniz?

VERA : ŞÜPHELİ ŞEYLERDEN UZAK DURMAK

DUALARIN KABUL OLMASI İÇİN

Helâl ve Haram Lokmanın Neticesi

Tavuk yemeden önce okuyun!

(Fiziksel olarak bozuk olan yiyecekler nasıl insanı fiziken rahatsız ediyorsa ve hayatımız söz konusu olabiliyorsa, dinimize uygun olmadan hazırlanan gıda ve içeceklerde manevi hayatımızı etkiler.)

HELÂLİNDEN KAZANMAK

HARAMDAN SAKINMAK

Bir Lokma Sadakaya Bir Lokma ile Mükâfat

İBÂDET ON CÜZDÜR, DOKUZU HELÂL KAZANMAKTIR.

FIRINCININ DUASI

Nasıl Kemâle Erilir?

 

Yorum Bırak

“Öyle Adamlar Var ki……”

TEFEKKÜRE VAR MISINIZ? 

MÜSLÜMANIN BİR GÜNÜ NASIL OLMALI?

MÜSLÜMAN KİMLERE BENZEMELİ  ve KİMLERİ ÖRNEK ALMALIDIR?

FIRINCININ DUASI

İmandan Sonra En Mühim Vecibe

EY İNSAN!

Yorum Bırak

Kalpler Nasıl Sükûnet Bulur?

Mekke-i Mükerreme’de Dehşetli Veba Hastalığında Okunan Sure

SEHER VAKİTLERİNİ DEĞERLENDİRMEK

Şeytan Vesvesesinde Ne Yapılır?

Kur’an-ı Kerimle İlgili Ayeti Kerimeler

KUR’AN-I KERİM İLE İLGİLİ HADİS-İ ŞERİFLER

Kur’an-ı Kerim Hakkında Hikaye : Kur’an Okuyan Âmâ

Kur’an-ı Kerim Okumanın Fazileti Hakkında Hikaye

1 Yorum

Allâhü Teâlâ’nın rahmetinden, kimler ümidini keser?

ALLAH için , ALLAH” demek tıklayınız…

 

Yorum Bırak

İNSAN NASIL KÜÇÜK VE BÜYÜK OLUR?

İslami ilimleri öğrenmenin lüzumu tıklayınız…

Yorum Bırak
%d blogcu bunu beğendi: