"Enter"a basıp içeriğe geçin

Ay: Ağustos 2020

ÂŞÛRÂ GÜNÜNÜN FAZİLETİ

Maddi ve manevi yönden Rabbimizin ihsan ettiği çok bereketli günlerdeyiz.

Ayeti kerimede; hürmete layık aylar diye bahsedilen ve Allahımızın ayı olmakla şereflenen Muharrem-i şerifin 9.günü. Yarın ise 10 Muharrem, Aşure günü.

Aşure günü, tarih boyunca pek çok büyük hadiselere, büyük kurtuluşlara sahne olmuş; bundan sonra da olacağı haber verilmiş olan büyük bir gündür.

O gün Cenabı Hakkın, mümin kullarının dualarını kabul edip; sıkıntılardan, hastalıklardan, dertlerinden kurtardığı önemli bir gündür.

Bu günde meydana gelen bazı mühim hadiseler şöyle sıralanmaktadır:

-Yerlerin ve göklerin yaratılması, bu güne tekabül etmiştir.

Hz. Adem aleyhisselam’ın yıllar süren tövbesinin kabulü,

Nuh Aleyhisselam’ın gemisinin karaya oturması               

İbrahim Aleyhisselam’ın dünyaya gelmesi ve ateşten kurtulması,

Eyüb Aleyhisselam’ın yıllar süren hastalıklardan şifa bulması,

Yunus Aleyhisselam’ın  balığın karnından kurtulması,

Musa Aleyhisselamın Firavunun şerrinden kurtulması,

Süleyman Aleyhisselam’a saltanat verilmesi,

Hz. Hüseyin efendimizin  şehadet şerbetini içip, Cemal-i İlahi’ye kavuşması.                                                                                                                     

Ve kıyametin kopması da Aşurenin Cumaya rastladığı bir günde olacaktır.

İşte bu gibi hususiyetlerinden dolayı, Resulullah  Efendimiz (sav);

“Âşüre gününün faziletine kavuşmaya çalışınız! Çünkü o, Allah’u Teâlanın günler arasında seçtiği mübarek bir gündür.” buyurmuş, bu günün bereketinden daha çok istifade edebilmemiz için bizlere de tavsiyelerde bulunmuştur.

Bunlardan bazılarını şunlardır:

1-Oruç tutmak: Peygamberimiz (s.a.v.) Aşure günün orucunu ısrarla tavsiye etmiş, ancak bu günde Yahudiler de oruç tuttuğundan, okuduğum hadisi şerifte; ”Yahudilere muhalefet için 9’ncu günü veya 11’nci günü ile beraber tutun.” buyurmuştur. (Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i İbn-i Huzeyme)

( Diğer hadis-i şeriflerde ise  şöyle müjdelenir:  Aşüre günün orucu; Allah’a karşı hüsnü zannım odur ki bir önceki senede işlenen hataları örter” “O gün bir mü’mine iftar verene bütün müminleri doyurmuş gibi sevap verilir.(Tergıp C.2 Sh. 466)

 2- O gün eve ufak tefek erzak alınırsa, bir sene boyunca evde bereket olur:                Hadis-i şerifte şöyle müjdelenir:

“Kim ki kendinin ve ailesinin nafakasını Aşure günü geniş tutarsa, Canâb-ı Hak da senenin tamamında o kişinin rızkını genişletir.” (Ramûzül Ehâdis Sh 446/5568)

İslam büyükleri ; “Evde ihtiyaç olan birçok madde, bilhassa gıda maddeleri o gün alınınca evde bir sene boyunca eksikliği görülmez.” demişlerdir.

( Tabiinin büyüklerinden Süfyanı Sevri hz.de ; ”Biz bunu elli sene tatbik ettik rızık genişliğinden başka bir şey görmedik,”buyurmuştur.)

3- En az 10 Müslüman’a birer selâm veya bir Müslüman’a 10 selâm verilir: Hadisi şerifte şöyle müjdelenir:“Her kim aşure gününde Müslümanlardan 10 kişiye selâm verirse, O kişi bütün Müslümanlara selâm vermiş gibidir”(Şir’atül İslâm şerhi Sh. 217)

4-Akrabalar ziyaret edilir,sıla-i rahim yapılır, fakir fukara sevindirilir:

(Resulullah (sas) buyuruyorlar ki: “Kim Âşüre günü zerre miktarı sadaka verirse Canâb-ı Hakk ona “Uhut dağı” kadar sevap verir. Ve kıyamet günü o sevaplar mizanına konulur“.” O gün bir hastayı ziyaret eden bütün insanları ziyaret etmiş gibi olur.”)

5-O gün gusletmek çok faziletlidir: (“Âşure günü boy abdesti alan, o sene içinde ufak tefek hastalık görmeyeceği  ve aynı zamanda günahların affına vesile olacağı” Hadisi şerifte müjdelenmiştir.)

6- 10 def’a şu dua okunur: “Sübhanallahi mil’el mizan ve müntehel ilmi ve mebleğar’rıza ve zinetel arş” ( ”Mizanın dolusunca, ilminin sonsuzluğunca, Rıza-iİlahiye kavuşuncaya kadar ve arş-ı A’lanın ağırlığınca Allahı tesbih ederim” demektir.)                                                                                                        7 -Âşure gününe mahsus olmak üzere kuşluk vakti 2 rekat, Öğle ile ikindi arasında da 4 Rekat nafile namaz tavsiye edilir:

Bu namazların her rekatında, 1 Fatiha 50 İhlâs-ı Şerif okunur.                                                                                               

Allaha kulluk için geldiğimiz şu imtihan dünyasında ömür sermayemiz hızla tükeniyor. Mevla’mızın bizlere ikramı olan hususi zamanların  kıymetini bilelim. Bu günleri, başta farzlar  olmak üzere; ibadet, dua ve iltica ile dopdolu bir şekilde ihya edelim ve bereketlerine nail olmaya çalışalım..

Yorum Bırak

Hicri 1442. Yılımız Mübarek Olsun.(20 Ağustos 2020 Perşembe)

“Yâ Rabbî, bu seneyi bizden râzı olarak ayır.

Sâdır olan isyânımızı hasenâta tebdîl eyle.

Bizi mağfiret-i ilâhiyene, rızâyı ilâhîne ve hidâyet-i

ilâhine mazhar eyle. Yani açılacak amel defterimizi

rızâyı ilâhine muvâfık amel ile doldurmayı nasip eyle.

Bizi gadab-ı ilâhîne dûçâr edecek amellerden muhâfaza buyur” 


Hicri Yılbaşı ve Muharrem Ayı Tıklayınız…

MUHARREM AYI – AŞÛR GÜNÜ Tıklayınız…

Yorum Bırak

Methiye niçin söylenir?

Benî Temim kabîlesinin ileri gelenleri bir gün şair Selâme’ye giderek, “Bizim için güzel bir methiye söyle de kabîlemiz iftihar etsin!” demişler. Şâir:

“Peki, methedilecek bir şey yapınız da söyleyeyim!…” demiş.

Yorum Bırak

Sabır

 

Sabır

Sabır hakkında Hikaye

Yorum Bırak

BAHÇIVAN VE PADİŞAH

ASLUHU NESLUHU

  • Birgün sultan, bahçıvanın yanına uğrayıp kendisine hediye edilen tayı sorar.
  • Bahçıvan efendi! nasıl bizim tay?
  • Asluhu nesluhu, sultanım.
  • Nesi var?
  • Sultanım, asil bir tayın sırtına sinek, böcek konduğunda bunları kuyruğuyla kovalar; ancak bizim tay, adeta bir inek gibi kafasını çevirip ağzıyla sinekleri kovalıyor.
  • Sultan, bunun nedenini öğrenmek için tayı hediye eden adamı çağırtır ve tayın bu davranışının sebebi hakkında bilgi ister. Tayı hediye eden adam der ki:
  • Sultanım, bizim tay doğduktan hemen sonra annesi öldüğü için onu, ineğe emzirttik.
  • Böylece meselenin sırrı çözülmüş olur ve sultan adamlarına emreder: “Verin bahçıvana fazladan bir kap yemek!”

  • Başka bir zaman sultana, güzel görünüşlü iri bir hindi hediye edilir. Bir müddet sonra sultan bahçıvanın yanına varır ve hindiyi sorar.
  • Asluhu nesluhu, sultanım.
  • Bahçıvan efendi, bunun neyi var?
  • Sultanım, asil olan bir hindi öteceği zaman kabarır, ibiği masmavi olunca başlar ötmeğe. Bizim hindi iyice kabarıyor, ibiği masmavi olup tam öteceği zaman kafasını suya daldırıyor. Galiba bunun da soyunda bir bozukluk var.
  • Sultan, işin aslını öğrenmek için hindiyi hediye eden kişiyi çağırtır. O kişi, hindinin yumurtasını ördeğin altına koyduklarını ve hindinin, ördek yavrularıyla birlikte büyüdüğünü anlatır. Bu meselenin de sırrı böylece anlaşılmış olur. Ve padişah emreder: “Verin bahçıvana fazladan bir kap yemek”.

  • Sultan, güzel bir günün sabahında bahçede yalnız başına dolaşırken bahçıvan gözüne ilişir ve ona doğru yaklaşarak;
  • Bahçıvan efendi, bende de bir sıkıntı var mı? Der.
  • Asluhu nesluhu, efendim.
  • Bende de mi? Der ve hemen son demlerini yaşayan annesine koşar.
  • Anneciğim, inan sana kırılıp küsmem, kızmam da. Bende bir sıkıntı var mı?
  • Annesi durur, sıkıla sıkıla başlar anlatmaya:
  • Oğul, babanla evlendiğimizde baban çok yaşlıydı, ben daha 15-16 yaşlannda genç, güzel bir kızdım. Gençliğimin duygularına kapılıp bir hata ettim. Sen bizim sarayın aşçısının oğlusun.
  • Hakikati öğrenen sultan, bahçıvana seslenir:
  • Ey olayların perde arkasından bizlere sırlar sunan değerli insan! tay ve hindinin durumlarına vakıf oldun, anladık da; benim durumumu nasıl anladın? bu nasıl bir bilgeliktir? söyle bana.
  • Ey yüce sultan, bunu anlamaktan daha kolay ne var? Benim bildiğim sultanlar, ödül verirken verin bir kese altın! der. Sen ise, verin fazladan bir kap yemek diyorsun.
  • Sultan adamlarına seslenir:
  • Verin bahçıvana fazladan bir kap yemek!
  • Asalet önemlidir efendim. Nesiller aslına çeker. “Asil azmaz, bal kokmaz; kokarsa yağ kokar.” demiş atalarımız.

Yorum Bırak

GIYBETİN FENÂLIĞI

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “Gıybetin ne olduğunu bilir misiniz?” buyurunca Sahâbe “Allah ve Resûlü daha iyi bilir.” dediler.

Buyurdu ki: “Din kardeşin hakkında onun hoşlanmayacağı şeyler söylemendir.”

Söylediklerim onda varsa?” diye sorulduğunda, “Onlar din kardeşinde varsa gıybet etmiş olursun. Şâyet onda yoksa iftirâ etmiş olursun.” buyurdular.

Câbir bin Abdullah (r.a.) naklediyor: Resûlullah (s.a.v.) zamanında kötü kokulu bir rüzgâr esti. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), “Bazı münâfıklar, Müslümanları gıybet ettiler. Bu kötü kokunun sebebi işte budur.” buyurdular.

Hikmet ehli bir zâta, ‘Resûlullah (s.a.v.) zamanında gıybetin kötü kokusu ortaya çıkıyordu. Fakat günümüzde bu koku ortaya çıkmıyor. Bunun hikmeti nedir?’ denildi. Şöyle cevap verdi: ‘Günümüzde gıybet o kadar çoğaldı ki, burunlar o kokularla doldu, artık kötü koku belli olmuyor.’

Bu şuna benzer: Derilerin işlendiği tabakhaneye ilk defa giren adam, derilerin pis kokusundan orada duramaz. Hâlbuki oranın çalışanları, burunları o kokuyla dolup ona alıştığından bu kötü kokuyu hissetmezler. İşte günümüzde gıybet böyledir.

Meclisleri, günah meclisine dönüşmesin diye, insanların gıybet etmelerine izin vermeyip, o kapıyı sonuna dek kapatmak selef-i sâlihînin ahlâkındandır. Onlar, okudukları hadîs-i şerîfin, yaptıkları sohbetin veya zikrin, aynı mecliste yapılacak olan tek bir gıybete mukâvemet edemeyeceğini düşünürlerdi.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyuruyorlar: “…Mirac gecesinde cehenneme baktığımda leş yiyen bir topluluk gördüm. Cebrâil’e ‘Bunlar kimdir?’ diye sordum. Cebrâil (Aleyhisselâm) ‘Bunlar (gıybet yapmak suretiyle) insanların etlerini yiyenlerdir…’ cevabını verdi.”

Fudayl bin Iyâz (rah.) şöyle buyurdu: “Başkalarını çekiştirmek, sevaplarını mancınığa koyup dört bir yana saçmak demektir.”

Vekî’ bin Cerrah (rah.) şöyle buyurur: “Gıybete bulaşmamanın ne kadar şerefli bir şey olduğu, ondan, çok az kişinin âzâde kalmasından anlaşılmaktadır.”

Kaynak : FAZİLET TAKVİMİ 09 Ağustos 2020, Pazar

Yorum Bırak

Kur’an-ı Kerimden Dualar 36

Kur’an-ı Kerimdeki Diğer Dualar için tıklayınız

Yorum Bırak

Kur’an-ı Kerimden Dualar 35

Kur’an-ı Kerimdeki Diğer Dualar için tıklayınız

Yorum Bırak
%d blogcu bunu beğendi: