"Enter"a basıp içeriğe geçin

Ay: Ekim 2020

Mevlid kandilimiz mübarek olsun.

Bu akşam; Sevgili Peygamberimiz, şefaatçimiz, efendimiz (sav) in dünyamızı şereflendirdiği Mevlid kandilidir.

Âlemlere Rahmet olarak gönderilen Hz. Muhammed Mustafa (sas),

Miladi 571 yılında Rebiul Evvelin 12 sine rastlayan bir Pazartesi sabahı;

Mekke-i Mükerreme’ de dünyayı şereflendirdi.

(Efendimiz (sas) in vefatı da yine Rebiul evvelin 12’si pazartesine rastlar.)

Onun dünyaya şeref verişi, dünya tarihinin en önemli olayıdır.

Bu sebeple o gece yeryüzünde nice harikulade olaylar meydana geldi.

Anlayanlar için bunlar çok önemli işaretlerdi. Dedesi Abdülmuttalib, torununun doğumunu haber alınca son derece sevindi.

Bir ziyafet tertip ederek Kureyş’ in ileri gelenlerini davet etti. Misafirlerine torununun doğumunu haber verip ona ”Muhammed” ismini verdiğini açıkladı.

Bu mübarek isim, Abdülmuttalib’in soyundan hiç kimsede yoktu. Onun için kendisine bu ismi vermesinin sebebi sorulduğunda şu cevabı vermişti:

“Onu, gökte meleklerin yerde insanların çok öveceğini umuyorum, bu sebeple ona bu adı koyuyorum.”

(Muhammed, ziyadesi ile övülen demektir ki, Resul-i Ekrem’in en meşhur ismidir.

Bu isim Kuranı kerimde de 4 defa zikredilmiştir.)

Cenabı Hak ilk önce onun nurunu yarattı. Sonra o nur’dan bütün kâinatı yarattı. Yaratılmışların ilki odur. Mahşerde ilk diriltilecek de odur.

 (Büyük İslam âlimi imam-ı Rabbani hz. Peygamberimiz (sas)den bahsederken;

”Ben Hz. Muhammed (sas) i methetmeye kadir değilim. Ancak ondan bahsetmekle kendi sözlerimi süslemiş olurum” mealinde bir beyit nakleder ve devamında hadis-i şeriflerin ışığında şöyle buyurur:

”Muhakkak ki Hz. Muhammed (sas), Allahü taalanın Resulü ve Ademoğlunun efendisidir. Kıyamette insanların kendisine en çok tabi olacağı zat odur.O önce ve sonra gelen insanların içerisinde Allahü Teala katında en mükerrem şahıstır. Kabri ilk açılacak olan; kendisine ilk şefaat izni verilecek olan;Cennetin kapısını ilk çalacak olan ve Hz. Allahın kendisine kapıyı ilk açacağı kişi yine odur. Kıyamet günü Hamd sancağını o taşıyacaktır.”Mektubat-ı İmamı Rabbani; C.1, M.44) )

Ayeti kerimede Yüce Mevla’mız, Sevgili habibini bize şöyle anlatıyor: “Andolsun! Size kendi içinizden öyle şerefli bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir. O, size çok düşkün, mü’minlere karşı da çok şefkatli ve merhametlidir.”(Tevbe s.128)

Bu ve bunun gibi pek çok ayet-i kerimede üstün sıfatları anlatılan sevgili Peygamberimiz (sav) i bizim, günahkâr ağızlarımızla anlatmaya cüret etmemiz elbette haddimize değildir. Ancak biz onunla bereketlenmeye, onun mübarek ismi anılınca inen rahmet-i ilahiden istifade etmeye çalışmaktayız.

 Efendimiz (sas)de Hadis-i şeriflerinde; ”Ben ancak (Allah tarafından) hediye olunmuş bir Rahmetim.” buyurmaktadır. (Darimi, Beyhaki-Şuabul iman)

Başka bir hadis-i şerifte ise şöyle buyurur:

“Ben (öğünmek için söylemiyorum)İnsanların en faziletlisiyim. En iyi ailedenim. Kıyamet günü, herkes sustuğu zaman, ben konuşacağım.

Kimsenin kımıldayamadığı vakitte, onlara şefaat ediciyim.

Kimsede ümit kalmadığı bir zamanda, müjde vericiyim.

O gün her iyilik, her türlü yardım, her kapının anahtarı bendedir.

Livâ-ül hamd benim elimdedir. İnsanların en hayırlısı, en cömerdiyim.

Kıyâmet günü, bütün Peygamberlerin imâmı, hatîbi ve hepsinin şefaatçisiyim.

Bunları (asla) öğünmek için söylemiyorum.” (Tirmizi, İbni Mace)

Böyle Yüce bir Peygambere ümmet olmak ne büyük bir nimettir.

Onun içindir ki tarih boyunca peygamberler bile ona ümmet olmak istediler.

O’na ümmet olma bahtiyarlığına eren bizler de bu nimetin büyüklüğünü idrak ve şükrünü edaya gayret etmeliyiz.

Bunun için Mevla’mıza kalben ve lisanen şükrün yanı sıra,fiili olarak da üzerimize düşen vecibeleri yerine getirmeye çalışmalıyız.

Bu cümleden olarak; onun en büyük mucizesi ve emaneti olan Hz. Kurana sahip çıkmalı, inancımızda, ibadetlerimizde, hatta günlük yaşayışımızda bile Resulümüzün sünnetine uymayı en öncelikli prensip kılmalıyız.

İmamı Rabbani Hz.nin buyurduğu gibi; “Yaptığımız işlerin kıymeti onun sünnetine uymakladır. Ona uyarak yapılan az bir amel, onun dışında kendi kafamıza göre yaptığımız çok daha fazlasından kat kat kıymetlidir.”  (Mektubat,C.1.M.77)

İşlerimizi ayarlayıp akşam erkenden Camilere koşalım.

O’na ümmet olmanın şuurunu ve sevincini iliklerimize kadar hissetmeye çalışalım.

Bu gece için tavsiye edilen tesbih namazı hatm-i enbiya gibi nafileleri yaparak,

O’nun hürmetine Hz. Allahtan af, mağfiret ve hidayet dileyelim.

 Allaha giden yol, sevgili habibinden geçer. Dualar, en çok onun hürmetine kabul olur. Maddi ve manevi ikramlar onun şefaatiyle verilir.

Bu dünyada ona hakiki bir ümmet olarak yaşayıp, (mahşerde hamd sancağı altında toplanmak, şefaatine nail olup havzu  kevserinden kana kana içmek ve)

Cennette ona komşu olmak, en büyük nimet, en büyük saadettir.

Ve her mümin  için hayat boyu en büyük arzu ve hedeftir.

Yorum Bırak

Cuma Mesajları 17

Diğer Cuma Mesajları için tıklayınız….

EHLİ SÜNNETE UYMAK

Ümmeti Muhammedin Fazileti

Yorum Bırak

IŞIĞI ÖNÜNE AL…

Çok zengin, fakat bir o kadar da cimri bir adam, bir gece oğlu ile evinin bahçesinde oturuyorlardı.

Bir ara oğluna;

“Oğlum artık yaşlandım, üstelik hastayım, eğer ben ölürsem sana vasiyetim, malımın üçte birini ayır, fakirlere ver” dedi.
Oğlu da;

“Baba ne güzel düşünmüşsün. Bunu sonraya niçin bırakıyorsun, sen kendin versen daha iyi olmaz mı?” dedi.
Babası:

“Oğlum benim elim varmıyor vermeye, yapamam. Bir kuruş vereceğim zaman sanki canım çıkıyor. Ama ben öldükten sonra sen verirsin” dedi.
Sonra eve gitmek içi kalktılar.Oğlu feneri getirdi ve babasının arkasında yürümeye başladı. Işık babasına arkadan geldiği için adamın sırtına isabet ediyor ve önüne gölge yapıyordu.

Babası;

“Oğlum önüme geç, ışığı önüme tut” dese de, oğlu ısrarla babasının arkasından yürüdü ve ışık sırtına geldi.
Derken yaşlı adam önünü göremeyip yere düştü.
Oğlu, babasını yerden kaldırırken;

“Özür dilerim baba, fakat şunu öğrenmeni istedim: insan ışığı arkasına alırsa kendi gölgesi önüne düşer, önünü göremez. Fakat ışık önden gider, insan onu takip ederse, önü aydınlanır, rahat eder.
İşte bunun gibi sende salih amelleri, hayır ve hasenatını önden gönderirsen, ahirette faydası daha çok olur.”

Kendinden sonraya kalan hayr ile önde gönderilen hayr hiç aynı olurmu.?

Bak Kûr’ân-ı Kerim’de Allahü Teala ne buyuruyor;

Birinize ölüm gelip de: “Rabbim, beni yakın bir süreye kadar erteleseydin de sadaka verip iyilerden olsaydım!” demesinden önce, size verdiğimiz rızıktan (Allah) için harcayın.”

Mûnâfikûn sûresi 10.Ayet

Yorum Bırak

“Allah’ın izni olmadıkça hiçbir kimseye ölmek yoktur……”

Sessiz çığlık: ÖLÜM

MÜMİN ÖLÜMÜN ACISINI NEDEN HİSSETMEZ?

Ecelden kaçarken, eceline koşmak.

Ölüm

Azraille Arkadaş

Ölümü nasıl geciktirildi?

MEZARLIKTA SEVAP PAYLAŞIMI

Ecel geldiği zaman göz görmez olur.(Süleyman Aleyhisselam ve Hüdhüd Kuşu)

Yorum Bırak

Ya Rabbi!

Yüzünüz Ak, Dualarınız Kabul Olsun İster misiniz?

Yorum Bırak

Meşhur Selçuklu Veziri Nizamülmülk’ün İnceliği

Meşhur Selçuklu veziri Nizamülmülk’ün güzel ahlak ve sıfatlarından biri de her ne zamanki kendisine turfanda bir yiyecek getirseler, ondan yanında olanlara da ikram etmesi idi. Bir gün bir çiftçi, kendisine üç tane turfanda salatalık getirdi. Fakat Nizamülmülk bu sefer kimseye bir şey ikram etmedi, hepsini kendi yedi. Halbuki böyle davranması, adetinden değildi. Sonra, salatalığı getiren adama ihsanda bulundu. O gittikten sonra oradakilerden biri, vezire niçin üç salatalığı da kendisinin yediğini sordu.Nizamülmülk şöyle cevap verdi:

“Salatalıklardan birini yedim, gördüm ki acıdır.İkincisi de  üçüncüsü de aynı şekilde acı idi, o yüzden üçünü de kendim yedim. Acılıklarına sabrettim. Eğer bu acı salatalıklardan yanımda olanlara da ikram etmiş olsaydım, acılığını getiren adama duyurmaları muhtemeldi. O biçare de bunu duyunca, benim ona vereceğim ihsan ümidiyle gelmişken utanır ve çok mahcup olurdu. Ben böyle olmasını istemedim. Getiren kimse de mahcup olmadan nasibi olan ihsanı aldı.”

Yorum Bırak

DÜNYA HAYATI ZORLUKLARLA DOLUDUR.

Allâhü Teâlâ, Beled Sûresi’nin 4. âyet-i kerîmesinde şöyle buyuruyor (meâlen): “Hakîkaten biz, insanı (karşı karşıya geleceği nice) meşakkat içinde yarattık.” Bu âyet-i kerîmenin tefsîrinde şöyle buyuruluyor:

İnsanoğlu, mahlûkâtın en zayıfı olduğundan türlü türlü sıkıntı ve meşakkatler başına gelir. Bunların başında ana rahminin karanlığı vardır. Nihâyetinde ise ölüm ve sonrasındaki sıkıntılar vardır. Âdemoğlu, kendisinden başka diğer mahlûkâtın çekmediği meşakkatlere uğrar. Şöyle ki: Göbeğinin kesilmesi, sonra elinin kolunun sarılarak kundaklanması, ardından ilmin meşakkati, sonra evlilik ile meşgul olmanın verdiği sıkıntılar, ardından evlâd meşakkati, mesken işleri, sonrasında ise ihtiyarlamak ve kocamak… Baş ağrısı, diş ağrısı ve göz ağrısı gibi bunları saymak mümkün değildir. Bollukta şükür, darlıkta sabretmek ve mükellef olduğumuz namaz, zekât, hac ve cihad gibi ibâdetleri edâ etmekteki zahmetler bu meşakkatlerdendir. Bütün bunlardan sonra ise ölüm şiddetinin, meleklerin suallerinin ve kabir karanlığının meşakkati gelir… (Tefsîr-i Rûhu’l-Beyân)

Yine denilmiştir ki: İnsan, hayâta bir lahzada kolaylıkla gelivermiş olmadığı gibi kolaylıkla geçip gidiverecek de değildir. O, ciğerlere işleyecek şiddetli bir meşakkat ile kuşatılmış olarak ve Allâh’ın inâyeti ile tavırdan tavra o meşakkatler içinden geçirtilerek yaratılmış, o sûretle insan olmuştur. Demek ki mihnet ve meşakkat içinden insanlık gâyesine ermek, insan yaratılışının bir lâzımı ve herşeyi yaratan Cenâb-ı Hakk’ın bir kanunudur. İnsan hadd-i zâtında âciz, halsiz ve kuvvetsiz iken Allâhü Teâlâ’nın büyük bir inâyet ve himâyesine mazhar olmuştur. O hâlde insanın, kâmil bir insan olmak için bunu bilerek mihnet ve meşakkate göğüs germesi ve o meşakkat içinde kendisini koruyup kuvvet veren Cenâb-ı Hakk’a şükrünü edâ etmek üzere vazîfeye koyulması ve öyle acınacak kullara da merhamet ederek halâs ve rızâ yoluna gitmesi lâzım gelir. (Elmalılı, Hak Dîni Kur’an Dili Tefsîri)

 

Yorum Bırak

Îmanın En Şereflisi…

İman Nimetinin Değerini Bilmek

İmanın Değeri ve Onu Korumanın Önemi

İMANI İSLAH EDEN HALLER

Mecusi Neden İmana Geldi?

ÜÇ SORU VE BİR TOPRAK TEZEĞİYLE ÜÇ CEVAP

İmanın Değeri ve Onu Korumanın Önemi

“KUL NE HALDE ÖLÜRSE ÖYLECE DİRİLTİLİR”

Kadere İman

Yorum Bırak

Cuma Mesajları 16

Diğer Cuma Mesajları için tıklayınız….

EHLİ SÜNNETE UYMAK

Ümmeti Muhammedin Fazileti

Yorum Bırak
%d blogcu bunu beğendi: