"Enter"a basıp içeriğe geçin

Kategori: Dini Hikayeler

Hz.İbrahim(a.s.)’ı Nemrud’un Ateşi Niçin Yakmadı?

Hz. İbrahim(a.s.)’ın Cenab-ı Hakka aşkı ve muhabbeti ziyade idi. Kula lazımdır ki makamı Fenafillahda sabit ve baki olsun. Fenadan murat kulun tamamı ile dağılması ve mahvolması demek değildir. Yıldızların güneş göründüğü vakit kaybolmaları gibidir. Yani o göründüğü vakit yalnız onun rızası tesir eder. Işığı ortalığı kaplar. Fakat bununla beraber diğer şeylerde mevcuttur. Fakat hükmü yoktur. Cenab-ı Hak da bir yere tecelli edince yalnız onun istediği hüküm sürer. Kendilerinden geçip yani çalışmakla “kötü ahlaklarını iyi ahlaka çevirmek tebdil etmek sureti ile Hak da fani olunca Hak ondan zahir olur. Cenab-ı İbrahim’in aşkı dolayısiyledir ki, Nemrut onu ateşe attığı vakit yanmadı. (Dünya da bir ateştir. Kim ki bu ikilik ateşine kendi aslından haberi olmadan, Nemrud’un yani nefsinin arzusu ile girerse yanar. Eğer İbrahim Peygamber gibi Hak aşkında fani olup yani kendi aslını kainatta ondan başka bir mevcut olmadığını bilirse yanmaz.)
Muhyiddin-i İbn-i Arabi Fütuhat-ı Mekkiye Sayfa 651

Hz.İbrahim(A.S.)’in Rüyası ve Kurban Kıssası için tıklayınız…

Yorum Bırak

“…O’nun rahmetini nasıl ümid ediyorsun?” 

Belh şehrinde adamın biri, kölesine(yanında çalışan adamına) buğday ekmesini emretti. O da gitti, arpa ekti. Hasad vakti olduğu zaman,  adam durumu gördü. Ve bunun sebebini sordu. Adamı:

                -“Buğday olur zannıyla arpa ektim.” dedi. Bunun üzerine adam kızdı:

                –“Ey ahmak! Sen hiç arpa ekip, buğday biçen  bir kişiyi gördün mü? (İşittin mi?)” diye azarladı.

                Bunun üzerine köle(işçi adam, efendisine):

                -“Sen Allâhü Teâlâ hazretlerine isyan eder olduğun halde, O’nun rahmetini nasıl ümid ediyorsun?” dedi.

                -“Herkes, ne ektiyse sonunda onu biçer….” Sen iyi biliyorsun ki :

                -“Muhakkak ki dünya âhiretin mezraası(ekin ve ziraat yeri)dir…” Hazret-i Mevlânâ Celâleddin-i Rumî(k.s.) buyurdu.

                Sen bilmezsen bile cümle âlem bunu bilirler ki,

                Her ne nesne ektiysen harman günü ancak onu kaldırırsın.

                Bunun üzerine adam tevbe etti ve köleyi de azâd etti.

Yorum Bırak

Harman Günü Ne Kaldırılır?

                          Belh şehrinde adamın biri, kölesine(yanında çalışan adamına) buğday ekmesini emretti. O da gitti, arpa ekti. Hasad vakti olduğu zaman,  adam durumu gördü. Ve bunun sebebini sordu. Adamı:

                -“Buğday olur zannıyla arpa ektim.” dedi. Bunun üzerine adam kızdı:

                –“Ey ahmak! Sen hiç arpa ekip, buğday biçen  bir kişiyi gördün mü? (İşittin mi?)” diye azarladı.

                Bunun üzerine köle(işçi adam, efendisine):

                -“Sen Allâhü Teâlâ hazretlerine isyan eder olduğun halde, O’nun rahmetini nasıl ümid ediyorsun?” dedi.

                -“Herkes, ne ektiyse sonunda onu biçer….” Sen iyi biliyorsun ki :

                -“Muhakkak ki dünya âhiretin mezraası(ekin ve ziraat yeri)dir…” Hazret-i Mevlânâ Celâleddin-i Rumî(k.s.) buyurdu.

                Sen bilmezsen bile cümle âlem bunu bilirler ki,

                Her ne nesne ektiysen harman günü ancak onu kaldırırsın.

                Bunun üzerine adam tevbe etti ve köleyi de azâd etti.

Kaynak : Ruhul Beyan Tefsiri

***

              EY İNSAN! Tıklayınız…(Okumayanlara mutlaka tavsiye edilir)

Yorum Bırak

Arılar Niçin Şişeden Çıkamadı?

Bir gurup arıyla sineği bir şişeye koyuyorlar. Şişenin taban tarafını ışığa doğru, açık olan ağız kısmını da karanlığa doğru yerleştiriyorlar.
Arıların hepsi ışık olan tarafa doğru üşüşüyorlar .
Ama şişenin tabanı cam ve onların da yabancısı olduğu bir madde olduğundan çıkmayı başaramıyorlar.
Bu arada sinekler, şişenin ağzına doluşuyorlar ve karanlıkta dışarı çıkıp kayboluyorlar.
Ağzı açık olan şişeden karanlık tarafa doğru tek bir arı bile gelmiyor.
Camın önünde ışığa doğru çabalarına devam ediyorlar…
İnsanın aklına hemen arıların akılsızca davrandıkları geliyor.
Ancak daha derinlemesine düşününce, karşımıza bir anıt gibi dikilen gerçek çok farklı oluyor.
Çok basit gelen bu deney beni oldukça düşündürdü. Arıların ne kadar akıllı varlıklar olduğunu hepimiz biliyoruz.
Sinekler ise malum hayvanlar.
Arılar ne kadar temizse adı üstünde, sinekler de o kadar iğrençtirler.
Arılardan korkarız bizi sokarlar diye ama, sineklerden midemiz bulanır.
Evet, ışığa doğru yürüyenlerin önünde her zaman engeller olacaktır kuşkusuz.
Onlar, engellere rağmen ışıktan vazgeçmeyenlerdir.
Ne tür engel olursa olsun önlerinde, çabalarını sürdürenlerdir.
Ve bu uğurda da gerektiğinde ölebilenlerdir.
Yürek, azim, sevgi, ilkeler, dürüstlüktür bunu yaptıran.
Kendine saygı, yaşadığı topluma saygıdır.
Sinekler, karanlıkta sıvışan kaçaklardır.
Karanlığa yürüyenlerdir.
Karanlık düşüncelerdir.
Şişenin ağzının karanlığa bakmasının onlarca hiç bir önemi yoktur.
Sinsi, ilkesiz, yüreksiz, korkak varlıklardır.
SADECE kendi yaşamları söz konusudur.
Nerede yemek varsa, nerede rahat yaşayacaklarsa, nerede çok para kazanacaklarsa oraya giderler. Onlar için karanlık olması önemli değildir açık ağızların. Arıyı kovalamak isterseniz savaşır. Engellere aldırmaz.
Amacı sadece ışığa ulaşmaktır. İğnesini sapladığında öleceğini bilerek savaşır. Ve değerleri için ölür.
Ama sinekler kaçarlar. Sonra yılışık yılışık tekrar dönerler kovaladığınız yere.
Her türlü pisliğe bulaşırlar, sonra da yieceklerinize, üstünüze, başınıza konarlar.
Arılar yumurtalarını yalnızca kovanlarına bırakırlar.
Oysa sinekler her yere yumurtlar, her yerde ürerler. Onlar için asıl amaç çoğalmak ve yayılmaktır.

“AMELLER NİYETLERE GÖREDİR”

Yorum Bırak
%d blogcu bunu beğendi: