"Enter"a basıp içeriğe geçin

Kategori: Dua

Kur’an-ı Kerimden Dualar 26

Hz. Mûsâ Tur’dan dönerken kavminin buzağıya taptığını haber almıştı. (bk. Tâhâ 20/85) Bu sebeple son derece kızgın, öfkeli ve üzgün bir halde döndü. Kendisi yokken yaptıkları, Allah’ın gazabını celbedecek fevkalâde kötü işten dolayı onları azarladı. Öfkesine hâkim olamayarak elindeki Tevrat levhalarını yere bıraktı. Kavmini buzağıya tapmaktan alıkoymadığını, en azından bu vazifesini îfâda gevşek davrandığını sanarak kardeşi Hârûn’un kafasını tutup kendine doğru çekmeye başladı. Hz. Hârûn, ana-baba bir öz kardeş olmalarına rağmen, kardeşinin şefkat ve merhamet duygularını harekete geçirip kendisine yumuşak davranmasını sağlamak niyetiyle Hz. Mûsâ’ya “Anamın oğlu!” diye hitap etti. Sonra da hakkındaki yanlış düşüncesini gidermek maksadıyla, onları buzağıya tapmaktan alıkoymak için tüm gücünü harcadığını, fakat buna muvaffak olamadığını, sonunda kendisini hırpalayıp neredeyse öldürmeye kastettiklerini anlatmaya çalıştı. Son olarak ondan, düşmanlarını sevindirecek ve üzerine güldürecek bir davranışta bulunmamasını ve kendisini zalimlerle bir tutmamasını istedi.

Hz. Hârûn, kardeşinin öfkesini böyle zarîf ve belîğ bir yumuşaklıkla karşıladı. Bu itidalli ve vakur davranış, Mûsâ (a.s.)’ın öfkesinin sakinleşmesine yardımcı oldu. Bu vesileyle kendisine gelen Hz. Mûsâ, Cenâb-ı Hakk’a yalvararak kendisi ve kardeşi için bağışlanma diledi. İşlediği bir suçu olmadığı halde kardeşine yaptığından dolayı kendisini; kavminin buzağıya tapmalarına mani olmakta bir kusuru varsa, mesela savaşması gerektiği halde savaşmadıysa, kardeşini bağışlamasını istedi. Bu, aynı zamanda kardeşine bir özür dileme ve düşmanlarına karşı ona bir sevgi ızhârı mânası taşımaktaydı. Sonra Mûsâ (a.s.) Allah’tan, yalnız günahlarını bağışlamakla kalmayıp, kendilerini rahmetine, fazlasıyla nimet ve ikramına eriştirmesini, lutuf ve ihsanına garketmesini niyaz etti. Çünkü Allah, merhametlilerin en merhametlisidir. Kuluna ana-baba ve diğer dostlarından daha çok merhamet eder. O halde kulun dünya ve âhirette dâimâ Allah’ın nihâyetsiz rahmeti içinde bulunmayı ümid etmesinden daha tabii bir durum yoktur.

https://www.kuranvemeali.com/tefsir_bul?sure=araf&ayet=151&meal=elmalili-hamdi-yazir&kelime=

Kur’an-ı Kerimdeki Diğer Dualar için tıklayınız…

Yorum Bırak

Kur’an-ı Kerimden Dualar 25

TEFSİR:

Kurtuluşa erecek mü’minlerin mümtaz vasıflarıyla başlayan sûre, yine onlara kurtuluşun yollarını gösteren bir dua ile sona ermektedir. O da imanla birlikte, merhametlilerin en merhametlisi olan Allah Teâlâ’dan mağfiret ve rahmet niyazıdır. Bu dua mühimdir; çünkü insan hata ve günah işlemekten beri değildir. Günahlarla cennete girmek imkânsız iken, günahları bağışlayacak olan da sadece Allah Teâlâdır. (bk. Âl-i İmran 3/135) Bu sebeple dâima istiğfar halinde bulunup O’ndan bizi bağışlamasını istememiz tavsiye edilmektedir. Diğer taraftan en büyük kurtuluş cennete girebilmektir. Cennet ise Cenâb-ı Hak’ın mü’min kullarına en mühim rahmet tecellisidir. Hatta, ilâhî rahmet dünyada mü’min-kâfir herkesi kuşatmışken, âhirette sadece mü’minlere rahmet edecektir. Bu sebeple de O’ndan rahmet istemememiz telkin edilmektedir:

“Rabbim! Günahlarımızı bağışla, bize merhamet et.  Merhamet edenlerin en hayırlısı sensin!”  (Mü’minûn 23/118)

Mü’minûn suresi 115. âyet insanın abes yaratılmadığını ifade buyurmuştu. İnsanın abes yaratılmaması Allah’ın rahmetinin bir tezahürüdür. Bu rahmetin gereği olarak imanlı bir şekilde kabre girenler ebedi cenneti kazanacaklardır. Bu sebeple sûre “mer­ha­met eden­le­rin en ha­yır­lı­sı sen­sin” (Mü’minûn 23/118) diyerek son buldu. Peşinden gelen Nûr suresi ise boşa yaratılmayan insanların uyması gereken hükümleri beyân ederek başlamaktadır. Bu da insanlar için Allah’ın bir lütfudur. Onlar sorumluluklarını yerine getirerek Allah’a ibâdet edecekler, bu hükümler sayesinde aralarındaki anlaşmazlıklar engellenecek, kötülüklerin önü alınacaktır. Çünkü şefkat ve merhamet, insanların kalplerinin huzurunu temin etmeyi gerekli kılmaktadır:

Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri

Kur’an-ı Kerimdeki Diğer Dualar için tıklayınız…

Yorum Bırak

Kur’an-ı Kerimden Dualar 24

Hz. Zekeriya, iyice yaşlanıp saçı başı ağarınca, akrabalarının manevî durumlarını da beğenmediğinden, Cenâb-ı Hak’tan kendisine yoldaş olacak, din ve dünya işlerinde kendisine yardım edecek, öldüğünde de yerine geçecek bir oğul ihsan etmesini istemişti. (bk. Âl-i İmrân  3/37-41; Meryem 19/1-11) Fakat burada o, yine Mevlâsı’nın iradesine teslim olup işi ona havale ederek: “Vârislerin en hayırlısı sensin!” (Enbiyâ 21/89) demiştir. Yani her şeyin fani olduğunu, kendisine bir evlat bağışlasa da onun da bir gün öleceğini ve neticede her şeyin Allah’a kalacağını, dolayısıyla vârisi olacak birini kendine lütfetmese de Rabbinin kendine kafî geleceğini ifade etmek istemiştir. Allah Teâlâ ise yaşlı olmasına rağmen hanımını doğuma elverişli hale getirmiş ve ona Yahyâ (a.s.)’ı lütfetmiştir.

Burada, umûmi mânada sûrede ismi yâd edilen peygamberlerin, husûsi mânada da Zekeriyâ (a.s.)’ın aile efradının üç mühim kulluk husûsiyetlerine dikkat çekilir:

    Onlar hayırlı işlerde yarışırlardı. Allah’a taat bu hayırlı işlerin başında gelir. Onlarda Allah’ın emirlerine itaat, yasaklarından kaçınma ve insanların hayrına olan işleri yapma hususunda pek büyük bir arzu ve iştiyak vardı.

Nitekim Mâruf-ı Kerhî (k.s.), Hak dostu âriflerin iç âlemlerinin temizliği ve amellerinin güzelliğini şöyle anlatır:

“Âriflerin kalbinde dünya sevgisi yoktur. Öyle bir sevgi kalsaydı onlar hayır işleri yapmaya güç yetiremezlerdi. Hakka taat kılamazlardı. Onların kalbinde zerre kadar dünya sevgisi olsaydı, tek secdeleri dahî sıhhatli olmazdı.” (Velîler Ansiklopedisi, I, 236)

    Rahmet, mağfiret ve cennetini umarak; azabından ve gazabından korkarak, ümitle korku dengesi içinde Allah’a devamlı dua ve niyâz halinde idiler.

    Cenâb-ı Hakk’a karşı büyük bir huşû, korku ve saygı içinde bulunuyorlardı. Huşû, kalpte iyice kökleşmiş korku demektir. Huşû duyan kişi, günahtan korktuğu için, yaptığı işlere, her türlü hal ve hareketlerine dikkat eder.

Bu vasıflara sahip örnek bir kadın olarak da Hz. Meryem’den bahsediliyor:

Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri

Kur’an-ı Kerimdeki Diğer Dualar için tıklayınız…

Yorum Bırak

Kur’an-ı Kerimden Dualar 23

Kur’an-ı Kerimdeki Diğer Dualar için tıklayınız…

Dûa Etmek, Duaların Karşılığı

Yorum Bırak

Kur’an-ı Kerimden Dualar 22

Kur’an-ı Kerimdeki Diğer Dualar için tıklayınız…

Dûa Etmek, Duaların Karşılığı

Yorum Bırak

Kur’an-ı Kerimden Dualar 21

Kur’an-ı Kerimdeki Diğer Dualar için tıklayınız…

Hz.Hüseyin(r.a) Efendimiz için yas tutmak, üzülmek doğru mudur?

 

Yorum Bırak

Kur’an-ı Kerimden Dualar 20

Kur’an-ı Kerimdeki Diğer Dualar için tıklayınız…

Yorum Bırak

Kur’an-ı Kerimden Dualar 19

Kur’an-ı Kerimdeki Diğer Dualar için tıklayınız…

Yorum Bırak

Kur’an-ı Kerimden Dualar 18

Kur’an-ı Kerimdeki Diğer Dualar için tıklayınız…

1 Yorum

Kur’an-ı Kerimden Dualar 17

Kur’an-ı Kerimdeki Diğer Dualar için tıklayınız…

Yorum Bırak
%d blogcu bunu beğendi: