"Enter"a basıp içeriğe geçin

Kategori: Mübarek Gün ve Geceler

Hayırlı Bayramlar.

Mü’minlerin Ahiretteki Bayramları

Allah’ın emrine uyarak hareket edenler sadece dünyada değil âhirette de saadetli ve sevinçli günlere kavuşacaklardır: Mü’min, bu fani hayata veda ettiği gün âhiret bayramlarının ilkini kutlayacaktır. Kabre girerek Münker ve Nekir meleklerinin sorularını cevaplandırdığı, kıyamet gününde Allah’ın huzuruna gelerek dünyada yaptıklarının hesabını vermek sûretiyle mizan başında sevabının ağır geldiği, sırat köprüsünü geçerek cennete girdiği ve nihayet nimet ve lezzetlerin en büyüğü olan Allah’ın Cemalini görme bahtiyarlığına erdiği gün de onun bayram günleri olacaktır.

Yorum Bırak

BİN AYDAN HAYIRLI KADİR GECESİ

1  –  ÜMMET-İ MUHAMMED VE KADİR GECESİ

2  –  KADİR GECESİ’Nİ ARAMAK VE KADİR GECESİ’NİN FAZÎLETİ, KADİR GECESİ’NİN HUSÛSİYETLERİ

Yorum Bırak

RAHMET VE KUR’AN AYI RAMAZAN-I ŞERİF (24 NİSAN 2020 CUMA – 01 RAMAZAN 1441)

Efendimiz (s.a.v) Selmân-ı Pak (r.a) tarafından rivâyet edilen bir Hadis-i Şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır.
Rasülullah (s.a.v), Şâban ayının son günü bize bir hitâbede bulunarak şöyle buyurdu:

“Ey insanlar! Büyük ve mübârek bir ay sizi gölgelemiş bulunuyor. Öyle (feyizli) bir ay ki, içinde bin aydan daha hayırlı gece bulunmaktadır. Öyle bir ay ki, Allah onun orucunu farz; gecesinin (terâvihini) kılmayı da sünnet saydı. Kim hayırdan bir haslet ile (rızâ-i ilâhiye) yaklaşacak olursa, diğer aylar da bir farzı edâ etmiş gibi olur. Kim o (ay) da bir farz edâ ederse diğer başka ay da 70 farîza edâ etmiş gibi olur. O (ibâdette) sabır(ve sebat gösterme) ayıdır. Sabrın sevâbı ise cennettir. O, ihsan ayıdır. O, öyle bir aydır ki , içinde müminin rızkı artırılır. Kim o ayda bir oruçluya iftar ettirirse, günahları için mâğfiret ve ateşten kurtulması (nın vesilesi) olur. O (ziyâfet verdiği) kişinin ecrinden hiçbir şey noksanlaşmaksızın sevâbının bir mislide kendisine (verilmiş) olur.”
Eshâb-ı Kirâm (Aleyhimürrıdvân Zevil ihtirâm):

“Ey Allah’ın Rasülü hepimiz iftar(ziyâfet verecek) şeyi bulamıyoruz” dediler.
Rasülü Ekrem ve Nebiyyi Muhterem (S.A.V) Efendimiz:
“Allah, bu sevâbı bir tek hurma, bir yudum süt veya bir yudum su ile iftar ettirene de ihsan eder. Bu ayın evveli rahmet, ortası mâğfiret, sonu cehennem ateşinden kurtulmadır. Kim bu ay da hizmetçisinden (işi) hafifletecek olursa Allah onu afv ederek ateşten âzâd eder. O (ay) da dört hasleti çoğaltınız: iki haslet ile Rabbinizi hoşnut edersiniz.
Bunlar;
1-Allah’tan başka hiçbir ilâh bulunmadığına şâhitlik etmeniz (yani Kelime-i şehâdet okumak)
2- Allah’tan mâğfiret dilemenizdir.(Yani Estağfirullah yada Allahümme ya vâsiel mağfiratiğfirli okumak)
Diğer iki haslete gelince, ondan hiç biriniz müstâğni kalamazsınız.
Bunlar:
1-Allah’tan cennet istemeniz
2-Ateşten ona sığınmanızdır.(Rabbenâ âtina duâsı okumak gibi)
Kim bir oruçluya su içirirse, Allah’ta ona benim havuzumdan (kana kana) içirecektir. Artık o, cennete giresiye kadar asla susamayacaktır.”

Kaynak : Terğib C. 2 Sh.429


Ramazan-ı Şerif ve Oruç tıklayınız….

Kur’an-ı Kerimle İlgili Ayeti Kerimeler

KUR’AN-I KERİM İLE İLGİLİ HADİS-İ ŞERİFLER

Kur’an-ı Kerim Hakkında Hikaye : Kur’an Okuyan Âmâ

Kur’an-ı Kerim Okumanın Fazileti Hakkında Hikaye

 

Yorum Bırak

Rahmet Ayı Ramazan-ı Şerif(24 Nisan 2020-01 Ramazan 1441)

Ramazan-ı Şerif ve Oruç Risalesi için tıklayınız…

Yorum Bırak

BERÂET GECESİ(07 Nisan 2020 Salı Akşamı)

Cenâb-ı Hakk zamanı yarattığı vakit  onu dilimlere, bölümlere ayırmış; yani senelere, seneleri aylara, ayları haftalara, haftaları günlere, günleri de saat ve dakîkalara taksîm etmiştir.

Bu kısımlardan bazısını da bazısından daha üstün kılmış ve onu kullarına rahmet ve mağfiret vesilesi yapmıştır.

Işte bu müstesnâ ve üstün vasıflarla çok özel hâle gelmiş olan vakitlerden birisi de “Şa’bân-ı Şerîf”in  onbeşinci gecesi yani “Berâet Gecesi”dir.

Berât kelimesi, Berâet’in kısaltılmışı olup, kullanıldığı yerler borçtan, isnad  edilen suçtan kurtulmak manâsına gelmektedir.

Ayrıca, Devlet tarafından vazîfelilere verilen ferman ve ödenilen vergi karşılığında mükelleflere verilen makbuz manâsını da taşır.

Mübarek Ramazan- Şerif ayına adım adım yaklaşmaktayız.

07 Nisan 2020 Salı Akşamı, en büyük gecelerden biri olan Berat kandilini idrak edeceğiz.

Duhan suresinin ilk ayetlerinde yüce Mevla’mız bu şöyle buyuruyor:

“Ha Mim (Helal ve Haram hükümleri) açıkça bildiren (bu) kitaba yemin olsun ki, hakikat biz o Kuranı mübarek bir gecede indirdik. Elbette biz insanları uyarmaktayız. O öyle bir gecedir ki her hikmetli iş bizim tarafımızdan  sadır olan bir emirle o gecede ayrılır.”                               

Ayeti Kerimeden de anlaşıldığı üzere bu gece mübarek, yani çok bereketli  bir gecedir.Onun bu bereketinin birinci sebebi Kuranı Kerimin bu gecede indirilmiş olmasıdır.Bu ayeti kerimelerin tefsirinden öğrendiğimize göre; Kuranı Kerimin indirilmesinde iki safha vardır. Birinci safha, Levh-i mahfuz’ dan dünya semasında bir makama topluca inmesidir. Bu, Berat gecesinde olmuştur.İkinci safha ise oradan Sevgili peygamberimize inmeye başlamasıdır ki bu da kadir gecesinde vaki olmuştur. Onun için bu gece ile kadir gecesi arasında sıkı bir münasebet vardır.

Bu gecenin diğer bir hususiyeti de hikmetli bütün işlerin bu gece karara bağlanmasıdır: Bir senelik doğum, ölüm rızık, kader vb. hususlar bu gece karara bağlanır. Kime ne kadar rızık verilecek, kim fakirleşecek, kim zenginleşecekse bunlar tayin edilip tatbikat için Mikail (AS)a;

Harp, Zelzele gibi umumi felaketlerle ilgili kararlar Cebrail (AS)’a;

kimin hangi ibadet ve taatte muvaffak olacağı ile ilgili karar, dünya semasında vazifeli İsmail adlı bir meleğe verilir.

O sene içinde öleceklerin listesi de Azrail (AS)’a  bu gece verilir.

Hadis-i Şerifte şöyle müjdelenir:

Allahü Teâlâ, Şaban ayının 15. gecesinde rahmetiyle tecelli ederek, herkesi affeder. Ancak  kendisine şirk koşan ve Müslüman kardeşine kin güdenler hariç.” (İbni Mace)

Böylesi önemli ve mübarek bir geceyi hiç birimiz gafletle geçiremeyiz.

İşlerimizi hafif tutup; O gece erkenden camilere koşmalı, namazları Cemaatle eda etmeli,vaaz ve nasihatlerin manevi ikliminde kalplerimiz yumuşamalı, tesbih namazları ile günahlardan istiğfar etmelidir.

Ayrıca bu gece kılınması ısrarla tavsiye olunan ve adına “hayır namazı” denen 100 rekatlık namazı da kılmaya çalışmalıdır.

  (Her rekatta Fatiha’dan sonra 10 İhlas-ı şerif okunan ve iki rekatta bir selam verilerek kılınan bu namaz hakkında Efendimiz (s.a.v.)şöyle  buyurdular:                                                                                                      

  “Her kim bu (berat) gece(sinde) yüz rek’at namaz kılarsa, Allâhü Teâlâ ona yüz melek gönderir. Bunlardan otuzu ona cenneti müjdeler, otuzu cehennem azâbından emniyette olduğunu söyler, otuzu da dünyâ âfetlerini ondan geri çevirir. On melek de o kimseyi şeytanın tuzaklarından muhâfaza eder.” )

(Ruhul Beyan C.8 Sh.403)

Bu büyük  gecenin fazileti ile  alakalı bazı hadis- şerif mealleri aşağıdadır. Resulullah Efendimiz(sas)buyuruyorlar ki:

“ Dört gecenin gündüzü de gecesi gibi faziletlidir. Allahü teâlâ, o günlerde dua edenin isteğini geri çevirmez, onları mağfiret eder ve onlar bu günlerde bol ihsana nail olurlar. Bunlar: Kadir gecesi, Arefe gecesi, Berat gecesi, Cuma gecesi ve gündüzleridir.”(Deylemi)

“Şabanın 15.gecesi ibadet ediniz, gündüzünde oruç tutunuz.Çünkü Cenab-ı Hak, güneşin batması ile Dünya semasına Rahmeti ile tecelli eder de şöyle buyurur: Bir mağfiret dileyen yok mu onu bağışlayayım, rızık isteyen yok mu vereyim,bir dertli yok mu afiyet vereyim.Bu davet tan yeri ağarana kadar devam eder…”(İbni Mace)

Kandilin gündüzü(oruç tutulacak gün): 08 Nisan 2020 Çarşamba.

“Ya Ali! Berat gecesini fırsat ve ganimet bilin. Çünkü belli bir gecedir. Şabanın 15.gecesidir. Kadir gecesi çok büyük ise de hangi gece olduğu tam belli değildir.Bu gece çok ibadet yapın.Yoksa kıyamet günü çok pişman olursunuz.”

Daha detaylı bilgi için tıklayınız…

EN BÜYÜK İSTİĞFAR: TESBİH NAMAZI

Yorum Bırak

Şâbân-ı Şerîf(1 Şâbân 1441- 25 Mart 2020 Çarşamba)

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular: “Bu (Şâban ayı) Receb ile Ramazan ayları arasında insanların kendisinden gaflet ettikleri bir aydır. Bu, amellerin âlemlerin Rabb’ine arz edildiği bir aydır. Ben amellerimin oruçlu iken arz edilmesini isterim.” (Müsned-i Ahmed)

Şâbân-ı şerîf ayı, Resûlullah (sallallâhü aleyhi ve sellem) Efendimizin ayıdır. Bu îtibarla bu ayda salevât-ı şerîfeye devam etmek lâzımdır. Yine mümkün oldukça istiğfar ve İhlâs-ı şerîf okumalı, teheccüd ve tesbîh namazları kılmalı ve hatm-i enbiyâ yapmalıdır.

Şâbân-ı şerîf ayı şerefli, ulvî, berâta erdirici, ilâhî ihsâna kavuşturucu, müminlere rahmet, kâfirlere gazap olan ve ilâhî nûra nâil eden bir aydır.

Bu ayın birinci gecesinde, yani bu akşam, her rekâtte bir Fâtiha, üç Âyetü’l-Kürsî ile bir tesbih namazı kılınır.

ŞÂBAN AYININ FAZÎLETİ: Resûlullah Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem), Hazret-i Âişe (radıyallâhü anhâ) vâlidemize: “(Nafile oruçlardan) bana en sevimli olan oruç, Şâban ayındakidir. Yâ Âişe! O öyle bir aydır ki sene içinde vefât edeceklerin isimleri bu ayda ölüm meleğine verilir. Ben de ismimin, oruçlu iken yazılıp verilmesini isterim.” buyurdular.

Ümmü Seleme (r. anhâ) vâlidemiz, “Resûlullah (s.a.v.), Ramazan ayından sonra hiçbir ayda Şâban ayındaki kadar oruç tutmamıştır.” buyurmuşlardır.

Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:

“Receb Allâhü Teâlâ’nın ayı, Şâban benim ayım, Ramazan ümmetimin ayıdır. Şâban günahlara keffâret (bağışlanmasına sebep) olan aydır, Ramazan ise günahları temizleyen aydır.”

Şâban ayı, hayır kapılarının açılacağı, bereketin indirileceği, hatâların terk edileceği, günahların bağışlanacağı ve yaratılmışların en hayırlısı olan Resûlullâh’a (s.a.v.) çokça salevâtın getirileceği bir aydır.

Müminlerin bu ayda gafletten uyanmaları, geçmişte işledikleri günahlardan dolayı tevbe edip temizlenerek Ramazân-ı şerîf ayına hazırlanmaları gerekir.

Bu ayda Allâhü Teâlâ’ya yalvarıp yakarmalı, Peygamber Efendimizi (s.a.v.) vesîle kılarak Allâh’ın rahmetine yaklaşmaya çalışmalıdır. Bunları sonra yaparım diyerek tehir etmemelidir. Zîrâ dünya üç günden ibârettir:

Biri dündür, geçmiştir; ibret alınacak gündür.

Diğeri bugündür, amel etme günüdür; ganîmet bilip değerlendirmelidir.

Diğeri de yarındır ki bu bir ümittir. Yarına çıkıp çıkamayacağını bilemezsin.

Aylar da böyledir. Receb-i şerîf ayı geçmiştir, tekrar dönmez. Ramazân-ı şerîf ayı gelecektir, fakat ona kavuşup kavuşamayacağını bilemezsin. Şâbân-ı şerîf ayı ise iki ay arasında bir vâsıtadır. Bu ayda ibâdetle meşgul olmayı ganîmet bilmek îcâb eder.

 

Yorum Bırak

Mİ‘RÂC GECESİ’NDE VE GÜNDÜZÜNDE YAPILACAK İBÂDET

Receb-i Şerîf’in 27’nci gecesi  Mi‘râc Gecesi’dir. Yatsı namazından sonra 12 rek’at Hâcet namazı kılınır. Beher rek’atte Fâtiha’dan sonra 10 İhlâs-ı Şerîf okunur. Namaza niyet şöyledir: “Yâ Rabbi, rızâ-yi şerîfin için niyet eyledim namaza. Bu gece yedi kat gökleri ve bütün esrârını göstererek muhabbetin ile müşerref kıldığın sevgili Habîbin Resûl-i Zîşân Efendimiz hürmetine ben âciz kulunu aff-ı ilâhîne, feyz-i ilâhîne ve rızâ-yı ilâhîne mazhar eyle.” Allâhü Ekber

Namazdan sonra:

4 Fâtiha-i Şerîfe,

100 defa, “Sübhânallâhi ve’l-hamdü lillâhi velâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber, Velâ havle velâ kuvvete illâ billâhi’l-aliyyi’l-azîm”,

100 İstiğfâr-ı şerîf,

100 Salevât-ı şerîfe okunup duâ edilir.

Bu namaz her rek’atte yüz ihlas okuyarak on rek’at kılınır veya on ihlas okuyarak 100 rek’at kılınırsa; -bunu yerine getiren mü’min bu namazın feyz ve bereketiyle- huzûr-i ilâhiye namaz borçlusu olarak çıkmaz.

Hadîs-i şerîfte, Mi’râc (Receb-i Şerîf’in 27.) gecesinin gününde oruç tutana altmış ay oruç sevâbı yazılacağı va’dedilmiştir. O gün öğle ile ikindi arasında 4 rek’at namaz kılınır. Her rek’atte Fâtiha’dan sonra 5 Âyetü’l-Kürsî, 5 Kul yâ eyyühe’l-kâfirûn, 5 İhlâs-ı Şerîf, 5 Kul eûzü birabbi’l-felak, 5 Kul eûzü birabbi’n-nâs sûreleri okunur. (Duâ ve İbâdetler, Fazilet Neşriyat)

Miraç bize ne söyler? tıklayınız…

Yorum Bırak

Mirac Kandili(21 Mart 2020 Cumartesi Akşamı)

 

Mi’rac, Resulullah (s.a.v.) Efendimiz’in hem rûhen hem bedenen,

Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksâ’ya, oradan da yedi kat göklere,

Hz. Allah’ın dilediği makamlara kadar olan seyahatine ve bu seyahat esnasında nail olduğu mucizelerin tamamına verilen isimdir.

Allâh-ü Teâlâ, lütuf ve ihsanıyla şereflendireceği kullarını çeşitli imtihanlardan geçirmiştir. En büyük derecelere nail olan peygamberler de herkesten daha çok sıkıntı-ıstırap ve meşakkatlerle karşılaşmış ve sonunda büyük kurtuluşlar yaşamışlardır.

Resulullah (sas)efendimiz de ; İslam’ı tebliğe başladıktan sonra, Mekke-i Mükerreme’ de en büyük sıkıntılara sabrettiler.

Bilhassa peygamberliğin 10. senesi; 3 yıldır devam eden ablukadan kurtulduklarına sevinecek iken, önce kavmi içerisinde kendisini daima koruyan,kavminin büyüğü, amcası Ebû Tâlib;kısa bir süre  sonra da en büyük tesellisi  Hz. Hatîce annemiz vefat etmişti.

Böyle sıkıntılı bir dönem’de yeni bir inkişaf ümidi ile, İslam’ı tebliğ için gittiği Taif’te ise pek çok fenalıklara maruz kalmış, taşlanmış; artık üzüntüler had safhaya çıkmış, onun için İslam tarihinde bu seneye “i” denmişti.

İşte Mirac, böyle bir dönemde sıkıntıların büyük ferahlıklara çevrileceğinin müjdesi olarak Resulullah (sas)efendimizin Huzur-u İlâhîde muazzam ikram ve iltifatlara nail olmasıdır.

(Diğer taraftan Mirac; Cenabı Hakkın Sevgili Habibini gök ehline, oradaki meleklere tanıtması, Onların da Rasulullah (sas)Efendimizin Risaletini tasdik etmesidir. Bunlar gibi daha bilemediğimiz nice hikmetleri mevcuttur. )

İsra suresinin ilk ayeti kerimesinde Mevla’mız şöyle buyuruyor:

”Noksan sıfatlardan münezzeh olan Hz.ALLAH, en sevgili kulunu bir gecede Mescid-i Haramdan, etrafını bereketlendirdiğimiz Mescidi Aksaya götürdü.

Biz Habibimize bu seyahati, mucizelerimizden bazılarını göstermek için yaptırdık.  Şüphesiz ki O hakkıyla işiten, kemaliyle görendir.”

(Bu ayeti kerime ile anlatılan hususlar ve Mi’rac’ın diğer safhaları;

başta müminin miracı beş vakit namaz olmak üzere Mirac hediyeleri, kitaplarda teferruatı ile anlatılır.

Biz, Müminler olarak Mi’rac mucizesine Ayeti kerime ve hadis-i şeriflerde bildirildiği şekliyle inanıp îman ederiz.)

Efendimiz(sas)in ve bütün ümmetinin sayısız müjdelere kavuştuğu bu kutlu gece; aynı zamanda melekler âlemi için de Allah Resulü ile şereflendikleri müstesna bir gecedir.

Bu sebeple her sene miraç kandili, Melekler âleminde büyük manevi merasimlerle yeniden yaşatılıp ihya edilir.

Bizler de Ümmet-i Muhammed olarak gücümüzün yettiği nisbette programlarımızı bu geceyi ihyâ edecek şekilde düzenlemeliyiz.

Farz ibadetleri cemaatle eda edip(bu sene cemeatle kılamayacağımız için mahzunuz), çokça tevbe istiğfar etmeli, mümkün olduğu kadar nafile ibadetlere de ağırlık vermeli, en büyük istiğfar olan tesbih namazını kılmalı, İslam büyüklerinin bu gecede yapılmasını tavsiye ettikleri bazı hususi ibadetleri de ihmal etmemeliyiz.

(Bu gece yatsı namazından sonra Her rek’atta Fâtihadan sonra 10 ihlâs-ı şerif okunarak 12 rekat hâcet namazı kılınır.)

(Ertesi gün öğle ile ikindi arasında dört rekatlık Teşekkür namazı kılınır.

Her rekatta: Fâtihadan sonra 5 Âyetel kürsi, 5 Kâfirun, 5 İhlâs-ı şerif, 5 Felak,5 Nas sureleri okunur. Sonra dua yapılır.)

(Ayrıca  Mi’rac gecesinden sonraki gün oruç tutmak 60 aylık nafile oruca denk olduğu müjdelenmiştir.)

Bütün dünya, bir virüs sebebi ile sıkıntılı günler geçiriyor. Yarının ne olacağını kimse bilmiyor. Ama biz biliyoruz ki; her şeye hükmeden, her şeye kadir olan Yüce Mevla’mız Mümin kullarının kalpten yaptıkları dua ve niyazları karşılıksız bırakmaz. “Dua müminin silahıdır. Dua gelmiş ve gelecek belalar için de faydalıdır.”Mirac ise; sıkıntıların ferahlığa tebdil edildiği, bizlere İlahi İkramların verildiği bir gecedir. Böyle bir gecede, her türlü müşkilatımızın halli için, gidilecek son merci olan Cenab-ı Hakkın kapısında göz yaşları dökmeli, kulluk vecibelerimizi yeniden gözden geçirmeli, Bu gece yedi kat gökleri ve bütün esrarını göstererek muhabbeti ile şereflendirdiği Sevgili Habibi hürmetine dünya ve ahiret saadetini  kazanmaya çalışmalıyız.

Yorum Bırak

ÜÇ AYLARDAN RECEB-İ ŞERİF

Kâinatın yegâne Hâlıkı olan Mevlâmız yarattıkları içinde hiçbir varlığı sebepsiz ve hikmetsiz yaratmamıştır. Yaratılanların en şereflisi ve en mükemmeli olan insanoğlu da elbette sebepsiz ve hikmetsiz yaratılmamıştır. İnsanoğlunun yaratılmasındaki sebep hikmet ve gaye hiç şüphesiz Allah’a iman ve kulluktur. Çünkü Mevlâmız Kur-an’ı Keriminde

Muhakkak ben, insanları ve cinleri ancak bana ibâdet ve kulluk etsinler için yarattım.(Zariyat suresi 56. Ayet-i kerime) Buyurmaktadır.

Yine Mevlâmız;

O Allah-u Zülcelal ki sizin hanginiz daha iyi, daha güzel ibâdet edecek diye sizi imtihan için ölümü ve hayatı yarattı.(Buna rağmen kullukta kusur edenler için) Allahu Teâla, Aziz ve Gafur dur. (Dilerse azab eder, dilerse mağfiret eder.)(Mulk suresi 2. Ayet-i kerime) buyurmaktadır.

İbâdet için yaratılan ve imtihan için dünyaya gönderilen insanlara verilen ömürler ise farklıdır. Meselâ insanlığın babası Adem(a.s) bu fâni dünyada bin yıl yaşamıştır. Nuh (a.s), İdris (a.s) da ona yakın ömür sürmüşlerdir. Yine diğer Peygamberler ve ümmetleri yüzlerce yıl yaşamışlardır. Ümmeti Muhammed’in ömrü ise diğer Peygamberler ve ümmetlere kıyas edilemeyecek derecede azdır.

Kâinat kendi yüzü suyu hürmetine yaratılan Efendimiz (s.a.v) bile bu Dünyada Altmış üç yıl misâfir kalmıştır. Aynı şekilde onun ümmeti olan bizlerde ortalama olarak yarım asrı geçen, altmış-yetmiş yıllık kısa bir ömre sahibiz. Seksen veya doksan yaşına girmiş insanlar, hele hele yüz yaşına girmiş kişiler tamamen hayreti mucip olmakta, basında ve yayında taaccüp vesilesi olarak teşhir edilmektedir.
Bir tarafta yüzlerce yıl yaşayan Peygamberler ve ümmetleri, diğer tarafta ümmeti Muhammed’in kısa ömrü. Bütün insanlardan istenen vazife ise aynı; iman, itâat kulluk ve ibâdettir. İlk bakışta şartlar eşit değil gibi gözüküyor. Ama işte burada Cenâb-ı Mevlâmızın mânevi iltiması ve Ümmeti Muhammed için hazırladığı hususi zamanlar bizim için büyük fırsat teşkil etmektedir. Bu hususi zamanlar en iyi şekilde değerlendirilir ve ihya edilirse, yüzlerce yıl yaşayan insanların elde edemeyeceği derece ve mertebeye ümmeti Muhammed’in ulaşması mümkündür.

İşte üç aylar, hususiyle Eşhur-u Hurumdan olan Receb-i Şerifte bire yüz, Ramazanı Şerifte ise bire bin ve hatta hesapsız olarak ibadetler karşılığını bulur.

Nasıl ki bir otomobilin yıllık bakım ve onarıma ihtiyacı varsa; bu aylar da Ümmet-i Muhammed’in kendine çeki düzen vermesi, mânevi olarak bakıma alması gereken aylardır.

Tarlaya ekilen hububâtın verimli olabilmesi için, tohum ekilmeden önce iyice sürülmesi hazırlanması, ekildikten sonra da zararlı otlardan temizlenmesi ve gübrelenip sulanması lazımdır. Böyle yapıldığı takdirde hasat mevsiminde Allah’ın lutfuyla istenen hâsılatı elde etmek mümkündür.

İşte Ümmeti Muhammet için
Receb-i Şerif ayı; gönül ve letâif bahçesini sürme, hazırlama ayıdır.
Şabanı Şerif; ihlasla tohumu ekip zararlı şeylerden Allah’ın feyziyle, zikriyle, ibadetiyle meşgul olarak temizleme ayı,

Ramazan-ı Şerif ise; iman, ibadet cihetinden manevi güllerin açtığı, netice elde etme ayıdır.

Üç ayların başlangıcı olan Receb-i Şerif hakkında Hadis-i Şeriflerde geçtiği üzere “Bu ayın isimlerinden biri “Esam” dır. Günahlara sağırdır. Kıyamet gününde bizim aleyhimize şahitlik yapmayacaktır. Şehrullahtır (Allah’ın ayı) Çünkü Cenabı Hak bu ayda hiçbir kavmi batırıp mahvetmemiştir.

Receb isminin başındaki (ر) harfi rahmet-i İlahiye, (ج) harfi cüd cömertlik ve inayete, (ب) insanların isyandan kurtulmaları, birri ilahi, ihsanı ilahi ve bereket-i ilahiyeye delalet eder. Bu ayın başında Regaip, sonunda Miraç kandili olduğu için ayrıca iki kandilli olarak başı ve sonu aydınlanmış bir aydır.

Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) bu ayda yapmamız gereken ibadetlere işaret ederek şöyle buyurmaktadırlar.

Ölüm anında susuzluktan rahat etmeyi, dünyadan giderken iman ile çıkmayı, şeytandan kurtulmayı murat ederseniz, şu ayların hepsine, çok oruç tutmakla geçmiş günahlara pişman olmakla hürmet ediniz. Bütün kâinatın yaratıcısı olan Allah’ı zikrediniz ki, selametle Rabbinizin cennetine giresiniz.( Mev’ızai Hasene Sh. 325)

Yine bu ayda tutulacak oruçla alakalı olarak Hz. Sevban (r.a) anlatıyor.

“Rasülullah (s.a.v) ile beraber yürürken bir kavmin kabristanına uğradık. Efendimiz o kabristanın yanında durdular. Şiddetli bir şekilde ağlamaya başladılar. Ve dua ettiler sonra dediler ki; Ya Sevban! Şu kabir ehline azab olunuyor, (Rivayete göre azab olunmalarının sebebi, bevil ve dedikodudandır.) Efendimiz dua ettikten sonra azabları hafifletildi. Sonra buyurdular ki; Eğer şu kabir ehli Dünyada iken Receb-i Şeriften bir gün oruç tutmuş olsalardı veya bir geceyi ihya etselerdi bu azabı görmeyeceklerdi. (Tefcirüt- Tesnim Sh. 195)

Diğer bir Hadis-i Şerifte Enes Bin Mâlik Hz. leri naklediyor.

“Muaz İbni Cebel ile karşılaştım. Ona nereden geliyorsun Ya Muaz dedim. Rasülullah’ın yanından geliyorum dedi. Ondan ne işittin diye sordum? Buyurdular ki; Kim Hâlis ve muhlis olarak (Lâ İlâhe İllallah) derse cennete girer. Kim Allah rızasını taleb ederek Receb-i Şeriften bir gün oruç tutarsa cennete girer. Enes Bin Malik Hz. leri daha sonra Rasülullah’ın yanına vardım. Ya Rasülullah Muaz İbni Cebel bana şunları haber verdi dedim. Efendimiz Muaz doğru söyledi ben onu üç defa söyledim. buyurdular.

Enes İbni Malik Hz. lerinden rivayet edilen başka bir Hadisi Şerifte;

Muhakkak Cennette Recep adıyla anılan bir nehir vardır ki; onun suyu sütten beyaz, baldan daha tatlıdır. Kim ki Recep ayında bir gün oruç tutacak olursa, Allah’u Teâla onu o nehirden sulayacaktır.”( İmam-ı Suyutî, el-Cami’u’s-Sağır) Buyurmuşlardır

Receb-i Şerifin;

Birinci günü oruç tutanlara üç senelik,

İkinci günü oruç tutanlara iki senelik,

Üçüncü günü oruç tutanlara bir senelik,

Üçüncü günden sonra her gün için bir aylık nâfile oruç sevâbı verilir. Bu hadisi şerifle sabittir.

Receb-i Şerifte yedi gün oruç tutanlara cehennemin kapıları kapanır, sekiz gün tutanlara cennetin kapıları açılır. On gün tutanlara Cenab-ı Hak hiçbir şey sormaz, on beş gün tutanların geçmiş günahları afv edildi denir.( dua ve ibadetler)

Bu ayda geçmiş günahlara tevbe istiğfar etmekle birlikte, Efendimiz üzerine salatü selam okumalıyız.

Zira Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmaktadır.

Miraç gecesinde bir nehir gördüm. Suyu baldan tatlı, kardan daha beyaz, kokusu miskten hoş idi. Cebrail (A.S) a sordum? Ya Cebrail bu nehir kim içindir? Cebrail (A.S) Recebi Şerifte senin üzerine salavat getiren içindir. dedi? (Mev’ızai Hasene Sh. 324)

Bu ay Cenâb-ı Hakk’a mahsus bir ay olduğu için yalnız Zat-ı İlahi yi bildiren İhlas süresini çok okumak lazımdır. Bilhassa bu aya hürmet olarak, ayrıca günde on bir İhlası Şerif okumalı, yine başında yedi, sonunda yedi Fatiha-ı şerif okumak şartıyla, her gün yüz ihlası şerif okumanın bizlere çok şeyler kazandıracağını büyüklerimiz tavsiye etmektedirler.

Recebi şerif ayına riayet edenler üç (ihsana) mazhar olur.

1-Azabsız olarak Allah’ın Rahmeti

2- Cimrilik olmaksızın cömertliği

3- Cefâsız Allah’ın ihsânı

Ölürken ve kabirden kalkarken insanın elinden tutacak olan bu ibadetleridir. Zavallı vâizin biri çıkmış îmânın kalelerinden birisi olan nafile ve tesbih namazlarına mürailerin namazı diye fetva vermeye kalkmış. Acaba affı ilahiye ye mazhar olmayan insan tesbih namazı, duha namazı, evvâbin namazı ve teheccüd namazı kılabilir mi ? Bunda kurb-i ilahi (Allaha yakınlık) vardır.

Tavsiye ederim ki senenin mübarek gün ve gecelerinden hiç olmazsa tesbih namazı kılasınız.

Haber ve Hadislerle sabittir ki

  • Receb-i Şerifin birinci gecesi dua reddedilmeyen gecedir.

  • Birinici Cuma gecesi Leyle-i Regaip yani Rasülullah’ın ana rahmine intikal etiği gecedir.

Bu gecede mutlaka bir Tesbih Namazı kılarak iltica edesiniz. Bir hadisi kutsîde şöyle buyrulmaktadır.

Kulum farzları işlemekle benim azabımdan kurtulur, nafileleri işlemekle bana yaklaşır.

Bu mübarek gün ve gecelerde yapılan ibadat-u taat, hayru hasenat ve evrâd-u ezkar Affı ilahi, şefaati Rasülüllah, şefaati Kur’anın vesilesidir. Kutta-i tariklerin ve hayra mâni olanların sözlerine kapılıp ta Allah’ın rahmetinden mahrum kalmayınız.

…..

Receb-i şerîf;

Receb ayı, Eşhur-u hurum“dan olup ŞEHRULLAH yâni Allah’ın ayıdır. Bu aya oruçlu olarak girilmeli ve bu ayda Allah’a çok ilticâ etmelidir.

Recebin 1’inci günü oruç tutanlara 3 senelik, 2’nci günü oruç tutanlara 2 senelik, 3’üncü günü oruç tutanlara ise 1 senelik nâfile oruç sevâbı verilir. Bu, hadîs-i şerîf ile sâbittir.

Üç günden sonra her gününe birer ay oruç sevâbı verilir.

Receb-i şerîf Cenâb-ı Hakk’a mahsus bir ay olduğu için yalnız Zât-ı İlâhî’yi bildiren İhlâs-ı şerîf sûresini çok okumalı; tevhîd, istiğfar ve salevât-ı şerîfeleri ihmal etmemelidir.

Bu ayda 2 kandil vardır:

  1. İlk Cuma gecesi Regaib Kandili,
  2. 27’nci gecesi Mi’rac Kandili.

1’inci gecesi bir tesbih namazı veya Receb-i şerîfin ilk onu zarfında bir defaya mahsus olmak üzere kılınan on rek’at namaz kılınabilir. Bu

namazda, her rek’atte Fâtiha-i şerîfeden sonra 3 „Kul yâ eyyühel-kâfirûn…“, 3 İhlâs-ı şerîf okunur. Nitekim ileride kılınış şekli anlatılacaktır.

Receb ayında her gün başında ve sonunda 7’şer Fâtiha-i şerîfe okumak sûretiyle 100 İhlâs-ı şerîf okumak da çok sevaptır.

Bu ayda, mümkün olduğu kadar Hatm-i Enbiyâ yapmalı ve oruç tutmalıdır. 13, 14 ve 15’inci günlerinde oruç tutanlar, bu sünnet-i şerîfeyi yerine getirdiklerinden, nice hastalıklardan şifâ bulur.

Receb ayında kılınacak namaz;

Receb’in 1’i ile 10’u arasında, 11’i ile 20’si arasında ve 21’i ile 30’u arasında sadece birer defa olmak üzere kılınacak 10’ar rek’at Hacet namazı vardır. Hepsinin de kılınış şekli aynıdır. Bu namazlar, akşamdan sonra da, yatsıdan sonra da kılınabilir. Fakat Cuma ve Pazartesi gecelerinde ve bilhassa teheccüd vaktinde kılınması efdâldir.

Bu namaz, mü’min ile münâfığı ayırır. Bu 30 rek’at namazı kılanlar hidâyete ererler. Münâfıklar bu namazı kılamazlar. Bu namazı kılanın kalbi ölmez.

Bu 30 rek’at namaz, Resûlullah (s.a.v.) Efendimiz’in berberi Selmân-ı Pâk (r.a.) Hazretleri tarafından rivâyet edilmiştir.

Kılınış şekli

Hacet namazına şu niyetle başlanır:

Yâ Rabbî, beni dünyayi teşrifleri ile nûra gark ettiğin Efendimiz hürmetine, sevgili ayın Receb-i şerîf hürmetine, feyz-i ilâhîne, rızâ-i ilâhîne nâil eyle. Âbid, zâhid kulların arasına kaydeyle. Dünya ve âhiret sıkıntılarından halâs eyle, rızâ-i şerîfin için Allâhü Ekber.[1]

Her rek’atte 1 Fâtiha-i şerîfe, 3 „Kul yâ eyyühel-kâfirûn…“, 3 İhlâs-ı şerîf okuyup, 2 rek’atte bir selâm verilir. Böylece 10 rek’at tamamlanır.

Namazdan sonra 11 defa:

„Lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh. Lehül-mülkü ve lehül-hamdü yuhyî ve yümît. Ve hüve hayyün lâ yemûtü biyedihil-hayr. Ve hüve alâ külli şey’in kadîr“

Receb’in 11’i ile 20’si arasında kılınan 10 rek’attan sonra 11 defa şu duâ edilir:

„İlâhen vâhiden ehaden sameden ferden vitran hayyen kayyûmen dâimen ebedâ“

Receb’in 21’i ile 30’u arasında kılınan 10 rek’atten sonra da, şu duâ 11 kere okunur:

Allâhümme lâ mânia limâ a’tayte ve lâ mu’tıye limâ mena’te ve lâ râdde limâ kazayte ve lâ mübeddile limâ hakemte ve lâ yenfeu zel-ceddi minkel-ceddü. Sübhâne rabbiyel-aliyyil-a’lel-vehhâb. Sübhâne rabbiyel-aliyyil-a’lel-vehhâb. Sübhâne rabbiyel-aliyyil-a’lel-kerîmil-vehhâb. Yâ vehhâbü yâ vehhâbü ya vehhâb“

Regâib gecesi;

Receb-i şerîfin ilk Cuma gecesi „Regâib gecesi“dir. Bu gece, oruçlu olarak karşılanmalıdır.

Regâib gecesi, akşamla yatsı arasında 12 rek’at „Hacet namazı“ kılınır. 2 rek’atte bir selâm verilerek kılınan bu namazda, Fâtiha-i şerîfeden sonra her rek’atte 3 „İnnâ enzelnâhü…“, 12 İhlâs-ı şerîf okunur.

Namazdan sonra 7 Salât-ı Ümmiye okunup secdeye varılır.

Salât-ı Ümmiye:

„Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedinin-nebiyyil-ümmiyyi ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim“

Secdede 70 defa:

„Sübbûhun kuddûsün rabbünâ ve rabbülmelâiketi verrûh“ okunur.

Secdeden kalkıp 1 defa:

„Rabbiğfir verham ve tecâvez ammâ ta’lem. İnneke enteleazzülekrem“ okunur.

Tekrar secdeye varılıp yine 70 defa:

„Sübbûhun kuddûsün rabbünâ ve rabbülmelâiketi verrûh“ okunur.

Secdeden kalkıp duâ yapılır.

Duâda Hz. Allâh’a şu şekilde de ilticâ etmelidir:

„Allâhümme bârik lenâ recebe ve şa’bân. Ve bellığnâ ramazân“

Regâib gecesinden sonraki gündüzde (yani Cuma günü) öğle ile ikindi arasında, 2 rek’atte bir selâm verilerek 4 rek’at teşekkür namazı kılınır. Her rek’atte 1 Fâtiha-i şerîfe, 7 Âyetü’l Kürsî, 5 İhlâs-ı şerîf, 5 „Kul eûzu birabbil-felak…“, 5 „Kul eûzu birabbin-nâs…“ okunur. Namazdan sonra 25 defa:

„Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil-aliyyil-azîmilkebîrilmüteâl“

25 defa:

„Estagfirullâhe’laziym. Ve etûbü ileyk“ denilip duâ yapilir.

Mi’rac gecesi;

Receb-i şerîfin 27’nci gecesi „Mi’rac gecesi“dir. Yatsı namazından sonra 12 rek’at „Hacet namazı“ kılınır. Beher rek’atte Fâtiha-i şerîfeden sonra 10 İhlâs-ı şerîf okunur.

Namaza niyet: Yâ Rabbî, rızâ-i şerîfin için niyet eyledim namaza. Bu gece yedi kat gökleri ve bütün esrârını göstererek muhabbetin ile müşerref kıldığın sevgili habîbin Resûl-i Zîşan Efendimiz hürmetine ben âciz kulunu afv-ı ilâhîne, feyz-i ilâhîne ve rızâ-i ilâhîne mazhar eyle, Allâhü Ekber.“

Namazdan sonra:

4 Fâtiha-i şerîfe,

100 defa:

„Sübhânallâhi vel-hamdü lillâhi ve lâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber. Ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil-aliyyil-azıym“

100 İstiğfâr-ı şerîf,

100 Salevât- şerîfe

okunup duâ yapılır.

Bu namazda, İhlâs-ı şerîfeler 100’er adet okunursa veya bu namaz 100 rek’at olarak kılınırsa; bunu yerine getiren mü’min huzûr-i ilâhîye namaz borçlusu olarak çıkmaz.

Mi’rac gecesinden sonraki gün, mutlaka oruçlu olmalıdır. O gün öğle ile ikindi arasında 4 rek’at namaz kılınır. Her rek’atte Fâtiha-i şerîfeden sonra

5 Âyetü’l-Kürsî,

5 „Kul yâ eyyühel-kâfirûn…“,

5 İhlâs-ı şerîf,

5 „Kul eûzu birabbil-felak…“,

5 „Kul eûzu birabbin-nâs…“

okunur.

Bu hususta Rasülullah Efendimiz (s.a.v) şöyle buyuruyor.

Receb-i Şerifin ilk Cuma gecesinde kılınacak namazdan gafil olmayınız. Zira bu namazı kılan kimseye Hz. Allah ve melekleri gelecek sene bu geceye kadar salat ederler. (Allah rahmet eder, melekler dua eder.) Allah kime ki rahmet ederse, dünyada islam üzere yaşar, bu alemden giderken iman ile gider ve kıyamet gününde de Allah dostlarıyla beraber haşr olunur. Buyurmuşlardır.(Nüzhetül Mecalis Sh. 131)

Bizler için hazırlanan bu hususi ve kıymetli zamanları gaflet içinde geçirmemeli ve ihya etmeye gayret etmeliyiz. Bu vakitlerin kıymetini ifade etmek sadece sözde kalmamalı, bunu fiiliyata geçirmeliyiz. Bir insan susuzluktan harâret içinde yansa, tutuşsa biz onun yanında, “Bu kardeşimiz hararetten yanıyor. Bunun için bir bardak su olsa da içse harareti geçer.” Deyip dursak ama hiç birimiz ona bir bardak su verip içirmesek o kardeşimizin harareti nasıl geçmeyecekse, bu ayların faziletinden, bereketinden bahsetmek, fakat bu ibadetlerle meşgul olmamak aynı şekildedir.

Cenab-ı Hakk bizleri ve bütün müslüman kardeşlerimizi bu gibi değerli vakitlerin kadru kıymetini bilen ve onlardan istifade eden kullarından eylesin.



Yorum Bırak

Receb-i Şerif

Önümüzdeki Salı, üç ayların ilki ve Ramazanı Şerifin müjdecisi Receb-i Şerif ayını, perşembe akşamı da Regaib kandilini idrak edeceğiz.

Cenabı Hakk, rahmetinin bir tecellisi olarak, bizleri gafletten kurtarmak ve eksiklerimizi daha kolay gidermemiz için mübarek günleri ihsan etmiştir.

Dünya ve ahiret saadetimiz için, bu günler ve geceler fırsattır, ganimettir. Bu hafta idrak edeceğimiz Receb-i Şerifin ilk gecesi; yani önümüzdeki pazartesiyi salıya bağlayan gece, hadisi şerifte müjdelendiği üzere dua reddedilmeyen gecelerdendir.

Ayrıca; Recebi şerifin ilk üç gününde oruç tutmak bilhassa çok kıymetlidir.

 (1’inci gününün orucuna 3 senelik, 2’nci gününün orucuna 2 senelik, 3’üncü gününün orucuna ise 1 senelik nâfile oruç sevâbı verilir.)

Hadis-i Şerifte şöyle buyrulur:

 “Receb ayının birinci günü oruç tutmak üç senelik, ikinci günü oruç tutmak iki senelik, üçüncü günü oruç tutmak bir senelik, sonra diğer her bir günde oruç tutmak ise bir aylık günaha keffârettir.” (Süyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr)

Önümüzdeki Perşembeyi Cumaya bağlayan gece ise, Receb-i Şerifin ilk Cuma gecesi, yani Regaib kandili’dir.

O gece işlerimizi erken bitirip, sevinç ve heyecanla camilere koşmalı, namazları cemaatle kılmalı, istiğfar ve duaya ağırlık vermeli, en büyük istiğfar olan tesbih namazını kılmaya gayret etmelidir.

Hususi olarak; Regaip gecesi akşam namazından sonra (akşamla yatsı arasında) on iki rekât nafile namaz kılınması tavsiye edilir.

Her rekatta bir Fatiha üç İnna enzelnahü suresi, on iki ihlası şerif  okunur.

(Namazdan sonra da okunması tavsiye edilen dualar vardır. Bu dualar, fazilet takvimlerimizde ve dua kitaplarımızda mevcuttur) Bu namazın her rekâtında senenin bir ayına tekabül eden feyiz ve bereket olduğu müjdelenmiştir.

Regaib kandili ile alakalı olarak, Hadis-i Şerifte şöyle buyrulur:

“Receb-i Şerifin ilk Cuma gecesine dikkat ediniz. Melekler bu geceye Regaip ismini verdi. Bu geceyi ihya edene Alah (cc.)kabir azabı vermez, duasını kabul eder.

(Yalnız yedi kişinin müstesna. Bunlar:Faiz yiyen,Müslümanları hakir gören, ana babaya eziyet eden, kocasına asi olan kadın, çalgıcılık yapan, livata ve zina eden, beş vakit namazını terk eden.)”

Diğer bir Hadis-i Şerifte ise şöyle buyrulur:

Receb’in ilk cuma gecesinden gâfil olmayınız. Çünkü bu geceye melekler Regâib ismini vermiştir. Bu gecenin üçte biri olduğunda gökyüzünde ve yeryüzünde hiçbir melek kalmaz, hepsi Ka’be’de ve onun etrâfında toplanır.

Cenâb-ı Hakk hâllerine muttali’ olur ve ‘Ey meleklerim! Dilediğinizi benden isteyiniz.’ buyurur. Onlar da: ‘Ey Rabbi’miz! Senden (Receb ayına hürmet eden ve) bu ayda oruç tutanları bağışlamanı istiyoruz.’ derler.

Allâhü Teâlâ da “Bağışladım” buyurur.

(Bu hadisi şerifteki müjdeden dolayı, müsait olanlar için bu geceyi oruçlu olarak karşılamak tavsiye edilmiştir.)

(Bu sene kandil, üçüncü günü akşamı olduğundan, ilk üç gün oruç tutan aynı zamanda bunu da yerine getirmiş olacaktır.)

Ali İmran suresi 133.ayeti kerimesinde şöyle buyrulur:

“(Ey Müminler! Hepiniz) Rabbinizin mağfiretine ve cennete koşun.

O cennet ki genişliği, göklerle yer kadardır,

(Günahlardan korunan) takva sahipleri için hazırlanmıştır.”

Evet ! Rabbimiz hepimizi Cennetine davet etmiştir.

Fırsatlarını da yaratmıştır.

Kıymetini bilenlere ne mutlu!


(Misafir geleceği zaman nasıl evimizi temizliyor ve kendimizi çeki düzen veriyorsak, Müslümanlara rahmet ve mağfiret olarak gelen bu ay gelmeden tevbe etmeli, kendimizi madden ve manen temizlemeli ve oruçla karşılamalıyız.)

“RECEB’E TAZİM EDEN KABRİNDE YALNIZ DEĞİLDİR” TIKLAYINIZ…

 

                                                                                



Yorum Bırak
%d blogcu bunu beğendi: