"Enter"a basıp içeriğe geçin

Kategori: Nükteler

ÂHİRETTE BAHANELER FAYDA VERMEZ

Kıyamet günü bir kul (Allâhü Teâlâ’nın huzuruna) getirilir, ona: “Bana ibadet eden kullarımdan olmana ne mâni oldu?” diye sorulur.

Kul, “Yâ Rabbi! Beni sıkıntılara mübtelâ ettin ve hâkim ve mâlik olan kişileri üzerime musallat ettin. Onlar da beni (ibadetten) alıkoydu.” der. Yûsuf (a.s.)’ın hâli, ona delil olarak getirilir ve o kula:

“Sen mi daha şiddetli sıkıntılara uğradın, yoksa Yûsuf mu?” diye sorulur. Kul, “Yûsuf (a.s.)” diye cevap verir.

Ona, “Öyle ise sıkıntılar, onu ibadetten niçin alıkoymadı!” denilir.

Sonra, zengin bir kul (Allâh’ın huzuruna) getirilir. Ona, “İbadet eden kullarımdan olmana ne mâni oldu?” diye sorulur.

Kul, “Yâ Rabbi! Malım çok idi.” der ve başındaki meşguliyetlerini sayar. Bu defa Süleyman (a.s.)’ın hâli misal getirilir. O kula, “Peki, sen mi daha zenginsin Süleyman mı?” diye sorulur.

Kul, “Bilakis, Süleyman (a.s.)” diye cevap verir.

Bunun üzerine ona, “Peki, malının çokluğu, onu niçin ibadetten alıkoymadı!” denilir.

Daha sonra hasta bir kul, (Allâh’ın huzuruna) getirilir. Ona, “Bana ibadet yapmana ne mâni oldu?” diye sorulur.

Kul, “Yâ Rabbi! Beni hastalıklara mübtelâ eyledin.” der. Bu defa Eyyûb (a.s.)’ın hâli misal getirilir. O kula, “Peki, sıkıntı ve bela cihetinden sen mi daha şiddetlisin Eyyûb mü?” diye sorulur.

Kul, “Bilakis, Eyyûb (a.s.)” diye cevap verir.

O zaman ona, “Peki, zarar ve bela, onu niçin ibadetten alıkoymadı?” denilir.

Yorum Bırak

Meşhur Selçuklu Veziri Nizamülmülk’ün İnceliği

Meşhur Selçuklu veziri Nizamülmülk’ün güzel ahlak ve sıfatlarından biri de her ne zamanki kendisine turfanda bir yiyecek getirseler, ondan yanında olanlara da ikram etmesi idi. Bir gün bir çiftçi, kendisine üç tane turfanda salatalık getirdi. Fakat Nizamülmülk bu sefer kimseye bir şey ikram etmedi, hepsini kendi yedi. Halbuki böyle davranması, adetinden değildi. Sonra, salatalığı getiren adama ihsanda bulundu. O gittikten sonra oradakilerden biri, vezire niçin üç salatalığı da kendisinin yediğini sordu.Nizamülmülk şöyle cevap verdi:

“Salatalıklardan birini yedim, gördüm ki acıdır.İkincisi de  üçüncüsü de aynı şekilde acı idi, o yüzden üçünü de kendim yedim. Acılıklarına sabrettim. Eğer bu acı salatalıklardan yanımda olanlara da ikram etmiş olsaydım, acılığını getiren adama duyurmaları muhtemeldi. O biçare de bunu duyunca, benim ona vereceğim ihsan ümidiyle gelmişken utanır ve çok mahcup olurdu. Ben böyle olmasını istemedim. Getiren kimse de mahcup olmadan nasibi olan ihsanı aldı.”

Yorum Bırak

AHİRETTE ÖZÜR VE BAHANE YOKTUR.

Güzelliğinden dolayı günaha bulaşan güzel bir kadını, kıyamet günü getirdiklerinde: “Neden günah işledin?” diye soracaklar. Cevaben diyecektir: “Yâ Rabbi, beni güzel yarattın, bu yüzden günah işledim!” Bu sırada Allahü teala, Hazret-i Meryem’i getirmelerini emredecektir. O kadına: “Sen mi daha güzelsin yoksa bu mu? Biz onu daha güzel yarattık ama o güzelliğinden dolayı aldanıp günaha düşmedi!” denilecektir.

Daha sonra yakışıklığından dolayı günaha düşen yakışıklı bir erkeği sorguya çektiklerinde: “Neden günaha düştün?” diye soracaklardır. O cevaben şöyle diyecektir: “Yâ Rabbi, beni yakışıklı yarattın; bundan dolayı kadınlar bana yöneldi, ben de aldanarak günaha düştüm!” Bu sırada Yusuf aleyhisselamı getirerek ona: “Sen mi daha yakışıklısın yoksa Yusuf mu? Biz ona cemal ve güzellik verdik ama o aldanarak günaha düşmedi!” denilecektir.

Daha sonra bela ve sıkıntılarından dolayı isyan ederek günaha düşen birisini getirecekler. “Neden isyan ederek günaha düştün?” dediklerinde şöyle diyecek: “Yâ Rabbi, bana şiddetli bela, musibet ve sıkıntılar verdin, bu yüzden isyan ederek günaha düştüm” Bu sırada Eyyub aleyhisselamı getirerek o adama şöyle denilecek: “Senin belan mı daha şiddetli idi yoksa Eyyub’un mu? Halbuki biz onu şiddetli belaya uğrattık ama o isyan ederek günaha düşmedi” denilecektir.
İşte böylece özür ve bahane yolu günahkârlara kapanmış olacaktır.

Yorum Bırak

Methiye niçin söylenir?

Benî Temim kabîlesinin ileri gelenleri bir gün şair Selâme’ye giderek, “Bizim için güzel bir methiye söyle de kabîlemiz iftihar etsin!” demişler. Şâir:

“Peki, methedilecek bir şey yapınız da söyleyeyim!…” demiş.

Yorum Bırak
%d blogcu bunu beğendi: