"Enter"a basıp içeriğe geçin

Gönüllere Yolculuk Yazılar

Evler Nasıl Işık Saçar?

Kur’an-ı Kerimle İlgili Ayeti Kerimeler tıklayınız.

Kur’an-ı Kerimle İlgili Hadis-i Şerifler tıklayınız.

Kur’an-ı Kerim Okumanın Fazileti Hakkında Hikaye için tıklayınız

Kur’an-ı Kerim Okumanın Fazileti Hakkında Hikaye için( Kur’an Okuyan Âmâ) tıklayınız

Kur’an-ı Kerim Fazileti hakkında daha detaylı bilgi için tıklayınız

Yorum Bırak

Arılar Niçin Şişeden Çıkamadı?

Bir gurup arıyla sineği bir şişeye koyuyorlar. Şişenin taban tarafını ışığa doğru, açık olan ağız kısmını da karanlığa doğru yerleştiriyorlar.
Arıların hepsi ışık olan tarafa doğru üşüşüyorlar .
Ama şişenin tabanı cam ve onların da yabancısı olduğu bir madde olduğundan çıkmayı başaramıyorlar.
Bu arada sinekler, şişenin ağzına doluşuyorlar ve karanlıkta dışarı çıkıp kayboluyorlar.
Ağzı açık olan şişeden karanlık tarafa doğru tek bir arı bile gelmiyor.
Camın önünde ışığa doğru çabalarına devam ediyorlar…
İnsanın aklına hemen arıların akılsızca davrandıkları geliyor.
Ancak daha derinlemesine düşününce, karşımıza bir anıt gibi dikilen gerçek çok farklı oluyor.
Çok basit gelen bu deney beni oldukça düşündürdü. Arıların ne kadar akıllı varlıklar olduğunu hepimiz biliyoruz.
Sinekler ise malum hayvanlar.
Arılar ne kadar temizse adı üstünde, sinekler de o kadar iğrençtirler.
Arılardan korkarız bizi sokarlar diye ama, sineklerden midemiz bulanır.
Evet, ışığa doğru yürüyenlerin önünde her zaman engeller olacaktır kuşkusuz.
Onlar, engellere rağmen ışıktan vazgeçmeyenlerdir.
Ne tür engel olursa olsun önlerinde, çabalarını sürdürenlerdir.
Ve bu uğurda da gerektiğinde ölebilenlerdir.
Yürek, azim, sevgi, ilkeler, dürüstlüktür bunu yaptıran.
Kendine saygı, yaşadığı topluma saygıdır.
Sinekler, karanlıkta sıvışan kaçaklardır.
Karanlığa yürüyenlerdir.
Karanlık düşüncelerdir.
Şişenin ağzının karanlığa bakmasının onlarca hiç bir önemi yoktur.
Sinsi, ilkesiz, yüreksiz, korkak varlıklardır.
SADECE kendi yaşamları söz konusudur.
Nerede yemek varsa, nerede rahat yaşayacaklarsa, nerede çok para kazanacaklarsa oraya giderler. Onlar için karanlık olması önemli değildir açık ağızların. Arıyı kovalamak isterseniz savaşır. Engellere aldırmaz.
Amacı sadece ışığa ulaşmaktır. İğnesini sapladığında öleceğini bilerek savaşır. Ve değerleri için ölür.
Ama sinekler kaçarlar. Sonra yılışık yılışık tekrar dönerler kovaladığınız yere.
Her türlü pisliğe bulaşırlar, sonra da yieceklerinize, üstünüze, başınıza konarlar.
Arılar yumurtalarını yalnızca kovanlarına bırakırlar.
Oysa sinekler her yere yumurtlar, her yerde ürerler. Onlar için asıl amaç çoğalmak ve yayılmaktır.

“AMELLER NİYETLERE GÖREDİR”

Yorum Bırak

RAHMET VE KUR’AN AYI RAMAZAN-I ŞERİF (24 NİSAN 2020 CUMA – 01 RAMAZAN 1441)

Efendimiz (s.a.v) Selmân-ı Pak (r.a) tarafından rivâyet edilen bir Hadis-i Şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır.
Rasülullah (s.a.v), Şâban ayının son günü bize bir hitâbede bulunarak şöyle buyurdu:

“Ey insanlar! Büyük ve mübârek bir ay sizi gölgelemiş bulunuyor. Öyle (feyizli) bir ay ki, içinde bin aydan daha hayırlı gece bulunmaktadır. Öyle bir ay ki, Allah onun orucunu farz; gecesinin (terâvihini) kılmayı da sünnet saydı. Kim hayırdan bir haslet ile (rızâ-i ilâhiye) yaklaşacak olursa, diğer aylar da bir farzı edâ etmiş gibi olur. Kim o (ay) da bir farz edâ ederse diğer başka ay da 70 farîza edâ etmiş gibi olur. O (ibâdette) sabır(ve sebat gösterme) ayıdır. Sabrın sevâbı ise cennettir. O, ihsan ayıdır. O, öyle bir aydır ki , içinde müminin rızkı artırılır. Kim o ayda bir oruçluya iftar ettirirse, günahları için mâğfiret ve ateşten kurtulması (nın vesilesi) olur. O (ziyâfet verdiği) kişinin ecrinden hiçbir şey noksanlaşmaksızın sevâbının bir mislide kendisine (verilmiş) olur.”
Eshâb-ı Kirâm (Aleyhimürrıdvân Zevil ihtirâm):

“Ey Allah’ın Rasülü hepimiz iftar(ziyâfet verecek) şeyi bulamıyoruz” dediler.
Rasülü Ekrem ve Nebiyyi Muhterem (S.A.V) Efendimiz:
“Allah, bu sevâbı bir tek hurma, bir yudum süt veya bir yudum su ile iftar ettirene de ihsan eder. Bu ayın evveli rahmet, ortası mâğfiret, sonu cehennem ateşinden kurtulmadır. Kim bu ay da hizmetçisinden (işi) hafifletecek olursa Allah onu afv ederek ateşten âzâd eder. O (ay) da dört hasleti çoğaltınız: iki haslet ile Rabbinizi hoşnut edersiniz.
Bunlar;
1-Allah’tan başka hiçbir ilâh bulunmadığına şâhitlik etmeniz (yani Kelime-i şehâdet okumak)
2- Allah’tan mâğfiret dilemenizdir.(Yani Estağfirullah yada Allahümme ya vâsiel mağfiratiğfirli okumak)
Diğer iki haslete gelince, ondan hiç biriniz müstâğni kalamazsınız.
Bunlar:
1-Allah’tan cennet istemeniz
2-Ateşten ona sığınmanızdır.(Rabbenâ âtina duâsı okumak gibi)
Kim bir oruçluya su içirirse, Allah’ta ona benim havuzumdan (kana kana) içirecektir. Artık o, cennete giresiye kadar asla susamayacaktır.”

Kaynak : Terğib C. 2 Sh.429


Ramazan-ı Şerif ve Oruç tıklayınız….

Kur’an-ı Kerimle İlgili Ayeti Kerimeler

KUR’AN-I KERİM İLE İLGİLİ HADİS-İ ŞERİFLER

Kur’an-ı Kerim Hakkında Hikaye : Kur’an Okuyan Âmâ

Kur’an-ı Kerim Okumanın Fazileti Hakkında Hikaye

 

Yorum Bırak

Güzel ve Veciz Nasihat

Salihlerden bir zat dedi ki:

“Yanıma bazı müsafirler geldi. Onların evliyâullahtan olduğunu anlayınca dedim ki:
“Allahü Teâlâ’dan hakkı ile korkmam için* bana güzel ve vecîz bir nasîhatte bulunur musunuz?”
Dediler ki:
“Sana şu altı şeyi tavsiye ederiz :
1- Uykusu çok olanın kalbinin yumuşak olması beklenemez.
2- Yemesi çok olanın gece ibâdete kalkması beklenemez.
3- Zâlimle (ve itikadı bozuk olanlar ile) beraber olmayı seçen kimsenin, dinde istikâmet sâhibi olması beklenemez.
4- Yalan ve gıybeti âdet edinen kimsenin, dünyadan îman ile çıkması beklenemez.
5- İnsanlarla çok haşir neşir olan kimsenin, ibâdetin tadını alması beklenemez.
6- Her işte insanların hoşnutluğunu talep eden kimsenin, Allâhü Teâlâ’nın rızâsına nâil olması beklenemez.”

Kaynak :Rûhu’l-Beyân

Yorum Bırak

Rahmet Ayı Ramazan-ı Şerif(24 Nisan 2020-01 Ramazan 1441)

Ramazan-ı Şerif ve Oruç Risalesi için tıklayınız…

Yorum Bırak

Günah İşleyenlerin En Hayırlısı Olabilmek İçin

Kategori: Tevbe ve İstiğfar için tıklayınız…

 

Yorum Bırak

Müslümanın Günahları Nasıl Dökülür?

Kategori: Tevbe ve İstiğfar için tıklayınız…

Yorum Bırak

Cuma Mesajları 3

Diğer Cuma Mesajları için tıklayınız… 

Yorum Bırak

NASIL TEVBE ETMELİ?

“Resûlullah (s.a.v.), Ashâbından bir toplulukla beraberlerken onlara ‘Hakîkî tevbe eden kimdir, bilir misiniz?’ diye sual buyurdular. Onlar “Allah ve Resûlü daha iyi bilir.” dediler.

Buyurdular ki: “Kul, tevbe ettiği zaman hasımlarını da râzı etmiyorsa tevbe etmiş değildir. Kim tevbe eder de elbisesini değiştirmezse tevbe etmiş değildir. Kim tevbe eder de bulunduğu meclisi değiştirmezse tevbe etmiş değildir. Kim tevbe eder de nafakasını ve zînetini değiştirmezse tevbe etmiş değildir. Kim tevbe eder de yatağını ve yastığını genişletmezse tevbe etmiş değildir. Kim tevbe eder de ahlâkını güzelleştirmezse tevbe etmiş değildir. Kim tevbe eder de kalbini ve elini genişletmezse tevbe etmiş değildir.” Sonra da buyurdular ki: “Kişi bu hasletlerden tevbe ettiğinde işte o zaman hakîkaten tevbe etmiş demektir.” Bu hadîs-i şerîf şöyle şerh edilmiştir:

Hasmı râzı etmek demek; onlardan gasp ettiği malı, onlara yaptığı hıyâneti, hileyi, gıybeti veya onların mallarına verdiği zararı iâde ederek, kullandığı kötü ve çirkin sözleri geri alarak onlardan helâllik talep etmek demektir.

Elbiseyi değiştirmek demek; üzerinde bulunan elbise haram kazançtan ise helâliyle, kibir ve gösteriş için giyilmiş bir elbise ise orta halli bir elbise ile değiştirmektir.

Bulunduğu meclisi değiştirmek demek; oyun ve eğlence yerlerini, câhillerin, yalan ve mâlâyanî konuşanların meclisini terk edip âlimlerin, zikir ile meşgul olanların ve sâlih kimselerin meclislerine dâhil olmak, onlarla birlikte hizmet etmekle onların kalplerine girmek demektir.

Nafakasını değiştirmek demek; haramı terk edip helâl olanı kazanmak demektir.

Zînetini değiştirmek demek; evi gereğinden fazla eşya ile donatmayı, ihtiyacından fazla elbise almayı, bir sofrada ihtiyaçtan fazla yiyecek ve içecek bulundurmayı terk etmektir.

Yatağını ve yastığını değiştirmek demek; tembellik, gaflet ve günah işlemek yerine geceleri ibâdet için kalkmak demektir.

Ahlâkını genişletmek demek; şiddetten yumuşak huylu olmaya, darlık göstermekten genişliğe, hırçınlıktan müsâmahalı olmaya dönmek demektir.

Kalbini genişletmek demek; Cenâb-ı Hakk’ın, her hâlükârda rızkını göndereceğine güvenip infakta bulunmak demektir.

Elini genişletmek demek; cömert olmak ve kendi muhtaç olsa bile vermeyi bilmek demektir. (et-Tezkira li’l-Kurtubî)

 

Yorum Bırak
Öne Çıkan

MÜSLÜMAN NASIL OLMALI?

Müslüman; İslâm îtikâdını, inancını kat’î olarak kabul eden kimse:

Cenâb-ı Hakk’ı tam manâsıyla bilip, kendisinin acziyet ve kulluğunun farkına vararak, her işinde Hazret-i Allâh’a tevekkül ve îtimad eder. Korku ve ümit arasında Cenâb-ı Hakk’a bağlanır, evham ve bâtıl hayallere dalmaz. Bütün söz ve fiillerini, Cenâb-ı Hakk’ın işitip gördüğünün ve bildiğinin farkında olarak edepli bir şekilde yapar. Bütün yaratılmışlara karşı şefkat ve hakkâniyet üzere hareket eder.

Bütün insanların, her şeyi yaratan Hazret-i Allâh’ın kulu olduğunu bilir, kimseye yan bakmaz ve can yakmaz.

Hazret-i Allâh’ın vahdâniyetini tasdik eder. İbâdet ve kulluğa yalnızca Cenâb-ı Hakk’ın layık olduğunu bilir; her türlü yardımı, hidâyet ve mağfireti ondan bekler.

Peygamberlerin sonuncusu olan Hazret-i Muhammed Mustafa (sallallâhü aleyhi ve sellem)’e îman etmiş olduğundan bütün peygamberleri istisnasız olarak kabul eder, hiç birini diğerinden ayırmaz.

Kadere îman etmiş olduğundan, başına bir musîbet ve keder geldiği zaman rızâ gösterir ve ‘takdîr-i ilâhîdir’ diyerek üzüntüsünü büyütmez ve uzatmaz.

Âhirete îman etmiş olduğundan dünyada başına gelen musîbetler ne kadar artsa da ümitsizliğe düşmez, isyan etmeyi asla düşünmez. Âhiretteki ecrini düşünerek sıkıntılara karşı sabırlı olur.

Cenâb-ı Hakk’ı çokça zikrettiği için kalbi, Hz. Allâh’ın zikri ile nurlanıp sanatı, ticareti ve hiçbir dünyalık işi onu, Allâhü Teâlâ’yı zikirden alıkoymaz. Allâhü Teâlâ’nın sevgisi ile dolu olan kalbinde dünya sevgisi yer edemeyeceği için kendisini âhiret yolcusu olarak görür ve ecel kendisine ağır gelmez.

Peygamber Efendimizin (s.a.v.) sünnetine tâbi olur ve mübârek ashâbının hayatlarını öğrenerek onların hikmet, iffet, şecâat ve cömertlik gibi güzel ahlâkları ile ahlâklanır. Bu fâni âlemin geçici lezzetlerine iltifat etmeyerek dünyayı âhiretin tarlası olarak bilir ve gücü yettiği miktarda hayırlı fiil işleyerek arkasında güzel ameller bırakmaya çalışır.

Korku ve üzüntü üzere olmayıp rahat ve gönlü huzurla dolu olarak yaşar. Hevâsının (nefsinin gayr-i meşru arzularının) peşinde koşmayıp sadâkat ve vefâ ehli olur. (Nimet-i İslam)

/ FAZİLET TAKVİMİ 14 Nisan 2020, Salı

Yorum Bırak
%d blogcu bunu beğendi: